İbrahim Özdabak ,Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul'un fethiyle birlikte camiye çevrilen Ayasofya'nın 1934 senesinde müze olmasını çizdiği karikatürle eleştirdi.
Müslümanların en büyük isteklerinden biri olan Ayasofya'nın ibadete açılması böylece tekrar gündeme gelmiş oldu.
Ayasofya'nın bir an önce ibadete açılmasını temenni ederken şairlerin satırları duygularımıza tercüman oluyor.
Arif Nihat Asya
Ulu mabed, neye hicrana büründün böyle,
Fatih'in devrini bir nebzecik olsun söyle!
Beş vakit loşluğunda saf saftık,
Davetin vardı dün ezanlarda,
Seni ey mabedim utansınlar ,
Kapayanlar da, açmayanlar da!
Ali Ulvi Kurucu
Mahvoldu hayalim, bu nasıl korkulu rüya? Şaştım; neyi temsil ediyorsun Ayasofya?
Osman Yüksel Serdengeçti
Ayasofya! Ayasofya! Seni bu hale koyan kim? Seni çırılçıplak soyan kim? Hani nerede? Gönüllerden kubbelere, Kubbelerden gönüllere, Gürül gürül akan Kur`an sesleri? Kur`an sesleri dindirilmiş, Müslümanlar sindirilmiş!... Allah, Muhammed, Hülefa-i Raşidinin, İsimleri kubbelerden yerlere indirilmiş. Fethin, Fatih`in mabedinden kitab-ı mübini, Bu ulu dini kaldıran kim? Dinimize, imanımıza saldıran kim? Mabedimin göğsüne uzanan namahrem eli, Kimin elidir? Söyle Ayasofya, söyle! Seni puthane yapan hangi delidir?
Ayasofya Garipti
Dolaştım İstanbul'u sabaha karşı Aşiyan, Eyüp Sultan, Kapalıçarşı İçimdeki hüzünle durdum önünde, Ayasofya garipti, ben ağlamaklı.
Şimdi Eyüp'teyim ben, sabah namazı Hiçbir yerde bulamam burdaki hazzı. İndim Sultan Ahmet'e bir hüzün sardı, Ayasofya garipti, ben ağlamaklı.
Gözlerim kan çanağı, çıktım dışarı, Caminin tam önünde simitçi hacı. Kan kırmızı o çayda yine o vardı, Ayasofya garipti, ben ağlamaklı...