Dışişleri Bakanı Davutoğlu, “Yakında Mescid-i Aksa’da namaz kılacağız” müjdesini vermişti. Bu müjde, Ayasofya için de verilmiş bir söz bana göre.
Çünkü Mescid-i Aksa neyse, bize göre Ayasofya da odur! İkisi de İslam’ın merkezidir.
İstanbul’un önemi sadece Osmanlı Devletine pay-i tahtlık etmesinden kaynaklanmıyor. Hz. Muhammed henüz hayatındayken İstanbul’un öneminden bahsederdi sahabelerine. Bu önemli şehri fethetmelerini isterdi.
Bu konuyla ilgili hepimizin bildiği o hadisin “meşhur” bir hadis olması meselenin özünü değiştirmez. Platon’un, Aristo’nun ya da Konfüçyüs’ün sözlerinin ravi zincirini hangimiz araştırdık ki bugüne kadar?
Fâtih Sultan Mehmed Handöneminde İstanbul’un fethiyle ilgili o müjde yerine getirilmiş ve hadisin müjdesi böylelikle tahakkuk etmiştir. Bu müjde de dinin ruhuna uygundur.
İstanbul’un fethiyle ilgili hiçbir hadis-i şerif yok diyelim. Peygamberimizin vefatının hemen ardından, derme çatma gemilerle yola çıkan sahabelerin İstanbul’da ne işleri vardı o zaman?
Eyüp Sultan ve Ebu Şeybe El Hudri gibi sahabelerin İstanbul’da kabirlerinin bulunmasını ne ile izah edeceksiniz? Kudüs yüreğimizse, İstanbul beynimizdir bizim.
Mescid-i Aksa’da Filistinlilerin ya da diğer Müslümanların namaz kılmaya hakkı varsa, biz de Ayasofya’da namaz kılabilmeliyiz.
Düşünsenize… İsrail ya da Filistin yönetimi radikal bir karar alıyor ve Hz. Ömer Camiini müzeye çeviriyor bir anda. Gerekçe de, bu ibadet mahallinin aslında Süleyman Mabedinin kalıntıları üzerinde kurulduğu olsun.
Burası Yahudilerin, hatta Hıristiyanların ibadet mahallidir, dediklerini düşünün. Filistin’in, Gazze’nin kendi toprakları olduğunu düşündükleri gibi. Giriş de paralı artık. Üstelik Bayram Namazı bile kılmak yasak.
Ne kadar dayanılmaz bulurdunuz değil mi bu durumu? Kıyameti koparırdık hemen. Adalet, hak, hukuk, özgürlük naraları atmaya başlardık haklı olarak: “Filistin’e özgürlük!”, “Herkes için adalet” vb…
Peki soruyorum size: 1453 yılında camiye çevrilen Ayasofya’yı herhangi bir işgalci güç mü ibadete kapatmıştır? Ya da suçu hemen İsrail’e ve ABD’ye mi atacağız?
Yoksa bizim bilmediğimiz gizli antlaşmalar mı var bu konuyla ilgili? Hangi gerekçeyle yüz yıla yakındır bu cami müze olarak kalmıştır? Cumhuriyet’in gereği olarak bunu “çoğunluk mu” istemiştir yoksa?
Suçu nereye atarsanız atın, bu top taca ya da kornere çıkacak arkadaşlar. Çünkü Ayasofya’nın müze olmasından da, ibadete kapatılmasından da biz sorumluyuz. Başkası değil!
2012’lere geldiğimiz ve Arap, Amerika, Orta Asya baharlarından bahsettiğimiz şu günlerde, Ayasofya’nın baharını da konuşmanın vakti gelmedi mi? Ak Partilisiyle, MHP’lisiyle, Has Partisiyle, Saadet’iyle bizler de omzumuzu taşın altına koymalı değil miyiz artık?
Ağır gelmiyor mu size Ayasofya Camiine para ödeyerek girmek ve orada ibadet edememek? Hatta CHP’nin mühim bir tabanı bile destek vermeli Ayasofya’nın ibadete açılmasına. Çünkü bu dava sadece dini değil, milli bir dava.
Çanakkale Zaferinden sonra yaşadığımız İstanbul mağlubiyetinin en kalıcı eseridir bence Ayasofya Müzesi. Ayasofya Camii ise Batı’ya karşı galip geldiğimizin kanıtıydı.
Biz hiçbir zaman sömürge olmadık diye düşünüyoruz. Ama yanılıyoruz. Ayasofya, milletimizin hâkimiyetinin mühim bir sembolü idi aslında.
İlk başlardaki tadilat gibi bazı haklı gerekçeleri makul bulabiliriz. Ama 21. yüzyılın Türkiye’sinde hâla ibadete kapalıysa,“bizler sömürge miyiz yoksa?” diye düşünesim geliyor.
Kime ne borcumuz var bizim? Kendi ülkemizdeki bir mabedimizde özgürce ibadet edebilmek için kimden izin almalıyız?
Dış güçler, Ayasofya’nın hâla müze olarak kalmasını istiyorlarsa, bunu bizim iyiliğimiz için mi istiyorlar acaba? Bu isteklere boyun eğince özgür mü oluyoruz yani?
Van’daki Akdamar Kilisesinin açılmasını, İstanbul’daki Kiliselerin yeni haklara kavuşmalarını, Rumların Sümela manastırında özgürce ibadet edebilmelerini, Diyarbakır’daki Surp Giragos Kilisesinin ibadete açılmasını bütün yüreğimle alkışladım her zaman.
Yine hükümetimizin yurt genelinde ve yurt dışında, pek çok tarihi Cami ve Türbeyi restore edip ibadete açtığına sürekli şahit oluyoruz. Bu açılışlarla gurur duyuyoruz hepimiz.
Düşünüyorum da Ayasofya meselesinde başka bir sır var gibi geliyor bana. Ondan bu kadar kolay olmadı bu mabedi ibadetin açılması. Bediüzzaman, Necip Fazıl, Osman Yüksel Serdengeçti ve diğerleri Ayasofya’nın ibadete açılmasını neden bu kadar önemsiyorlardı?
Evet, Ayasofya kilit noktası ve önemli bir sembol. Alparslan’ın 1071’de Malazgirt ovasında Romen Diyojen’i yenmesi kadar önemli Ayasofya’nın ibadete açılması.
İlginçtir ki Fâtih, Ayasofya’nın ismini değiştirmemiştir. Bu aslında Roma’nın varisi benim, dolayısıyla bütün Avrupalı Hıristiyanlar da bana bağlı demekti.
Onun hayalinde Osmanlı’yı bütün Avrupa’nın lider ülkesi yapmak vardı. Vefatından birkaç gün önce Batı Roma’yı ele geçirmek için yola çıkışını da unutmayalım. Çünkü Müslüman’ın arz-ı mevudu bütün dünyaydı. Aleme düzen vermekle görevliydi çünkü.
Lider ülke Türkiye’yi konuştuğumuz şu günlerde, Ayasofya’nın tekrar ibadete açılma zamanı gelmiştir. Çünkü Türkiye de saçtığı adalet ışıklarıyla dünyanın geleceğini düzenlemeye başladı.
Hükümetimiz, Ayasofya’nın da ibadete açılabileceğinin sinyallerini veriyor aslında. İznik’teki Ayasofya müzesinin camiye çevrilmesi bunu göstermiyor mu?
Mescid-i Aksa’danamaz kılmak gibi hayalleri olan bakanlarımız, Ayasofya’da namaz kılmayı düşünmüyorlar mı sanıyorsunuz? Elbette düşünüyorlar.
Peki bize yakışıyor mu bu işi sadece BBP’li kardeşlerimizin omuzlarına yıkmak? Siyasi görüşü ne olursa olsun, en az yüzde 90’ın desteklemesi lazım değil mi Ayasofya’nın ibadete açılmasını?
BBP’li, Ak Parti’li, Saadet’li, Has Parti’li, MHP’li kardeşlerime sesleniyorum. Hep birlikte yürüyelim ve Ayasofya Baharını başlatalım. Vakit çok geç olmadan yapalım bunu.
Başörtüsü meselesinde olduğu gibi, hükümetin bu meselede de kamuoyu desteğine ihtiyacı var. Bizden ciddi bir talep bekliyorlar sanırım. Avrupa istemeden, biz isteyelim hakkımızı.
Bakın o zaman, hükümetimiz nasıl da bulmuş olacak gerekçesini! Birkaç gün içinde nasıl da ibadete açılacak Ayasofya! O zaman Türkiye, nasıl da Süper Güç olacak!
Milyonlar, buluşsun Ayasofya’da. Zamanı geldi de geçiyor. Kanunlara uygun bir şekilde... İç politikaya bulaşmadan. Fitne çıkarmadan. Propaganda yapmadan. Dostça, kardeşçe…
Haykıralım isteğimizi dünyaya. Açılsın kapılar, temizlensin fazlalıklar. Önümüzde Akşemseddin, yanımızda Fâtih, bir kere daha secdeye duralım. Bir kere daha... Hep birlikte...
Oğuz DÜZGÜN / Rotahaber
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız


