İznik Ayasofya Camii'nin 90 yıllık aranın ardından yeniden ibadethane olarak açılmasını yorumlayan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Çok şükür ecdadımızın yüzüne bakar hale geldik." dedi.
Bülent Arınç, seçim bölgesi olan Bursa’da, partisinin il başkanlığınca Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen bayramlaşma törenine katıldı. Burada konuşan Arınç, Van depreminde ölenleri ve şehitleri unutmadı. "Yanlışlıkla müze, kilise diyen, gördüğünü doğru kabul edenler mazur kabul edilebilir. Cahil olduğunu bile bile buranın açılmaması gerektiğini söylüyor. Buna çok üzüldüm." diyen Arınç, "Onları, yanı başımızda Orhan Gazi'ye şikayet ediyorum. Bursa'yı fetheden, vakfiyesini kuran, ilelebet açık olacak diyen zat burada yatıyor. Onlar bizim iftiharımız, çok şey borçluyuz. Şeyh Edebali'nin izinden gidiyoruz. Ayasofya 600 yıllık medeniyetin eseridir. Hamdolsun onların yüzüne bakacak hale geldik." şeklinde konuştu.
"AYASOFYA MÜZE DEĞİLDİ, CAMİ OLARAK AÇILDI, AMACINA ULAŞTI"
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, dün bayram namazıyla yeniden ibadete açılan İznik Ayasofya Camii ile ilgili eleştirilere de cevap verdi. Ayasofya Camii'nin kayıtlarda da cami olarak bilindiği halde, restorasyonu takiben ibadete açılmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Arınç, “Başkaları varsa onları da açmalıyız bu bizim görevimizdir. Bursa’nın nadide eseri var. İster Orhan Cami, ister Ayasofya Cami diyelim. Tarih içinde yeri 780’li yıllara ait, Osmanlı kurulmadan 7 asır önce kilise olduğu biliniyor. 1330-1331 Orhan Gazi, büyük hakan Bursa’yı fethediyor. Fetih hakkı var. Camiye tahvil ediyor. Organ Gazi kendi vakfında, ‘binlerce ibadet etsin’ diye vakfediyor. Sene 1330, üstünden 700 sene geçmiş. Orhangazi İznik’i aldığında camiye dönüştürmüş. O zaman fetihlerde böyle bir hak var. Bir tanesi camiye dönüştürülebiliyor. Kilise de, cami de Allah’a ibadet edilen yer. Bizim nice camimiz, gidin Balkanlara, gidin başka ülkelere birçok cami olmaktan çıkarılmıştır. Orhan Gazi’nin vakfiyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün elindedir. Orhan Gazi, ‘vakfeyledim’ diyor. Buranın cami olmaktan çıkarılması mümkün değil, çıkarırsanız Allah korusun bir beddua var ki söylemek istemiyorum. Çünkü vakıflarda bir dua, bir de beddua var. Yapana dua edilir. Ama asıl maksadından çıkarılırsa bir şey Allah'ın, meleklerin değil bütün insanların laneti de ona olsun diye bir beddua var.” diye konuştu.
Kanuni Sultan Süleyman zamanında yangın geçirmiş esere Mimar Sinan’ın elinin değdiğini hatırlatan Arınç, 1922'ye kadar kapalı kalan Ayasofya Camii'nin Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce restore edildiğini dile getirdi. Arınç, tarihi yapının camiye çevrilme sürecini şöyle anlattı: "Restore edildi ama ne olarak kullanılacağı hakkında biz beklendik. Biz buna sahip çıktık. Burası hukuken vakıftır. Vakfın gayesi buranın cami olarak açık kalmasıdır. İkincisi hala 6570 sayılı Gayrimenkul Kiralama Kanunu var. ‘İbadethaneler başka şey için kullanılamaz, kiraya verilemez, satılamaz’ diyor. 1995'te Kültür Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğümüze müze için yazı yazmış. ‘Cami olduğu için kiralamak mümkün değildir’ denmiş. Ne güzel demiş. Bundan sonra medyada bir kıpırdanma başladı. Ayasofya kilise mi olacak, cehalete dayanıyorsa affediyoruz. Dayanmıyorsa çeki düzen verin, 1330 yılından beri burası cami. Halk da böyle diyor, ‘680 yıldan bu yana’. Konuşuyorsanız cehalet içindesiniz. Burası müze de değil. Biraz gözünü aç, kitap çevir, bilene sor. Köylere hizmet götürme birliği buradan 3 kuruş toplarım diye düşünmüş, basit makbuz getirenden 3 akçe toplamaya başlamış. Biz resmiyete bakarız. Birisi işgüzarlık yapmış, tabela asmış, birisi katmerlisini yapmış, 3- 5 akçe toplamıştır. Burası 700 yıldır açık, cami olarak ibadet edilmiş, kayıtlarda var. Çok şükür elimizden geleni yaptık. Basit bir işi büyütenler oldu. Ben de keşke müsait olsaydım. İçindeki basit düzenleme ile ibadete açıldı. Şeyh Edebali, onların izinden gidiyoruz. Ayasofya 600 yılllık medeniyetin eseridir. Hamdolsun onların yüzüne bakacak hale geldik."