Yazar: Bilal KARADAĞ
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Kaynak: adiyaman-haber.com
Önceki gün gazeteci yazar Hasan Hüseyin Ceylan’ın kaleme aldığı “Ayasofya Dramı” başlıklı bir yazı okudum. Belgelerle açıklanan bu yazı da görülmektedir ki, Ayasofya’nın müze haline getirilişi belirli bir hükümet politikasının değil, bir takım gayretkeşlerin oynadığı oyunların neticesidir.
Bu oyunun içinde, laiklik adı altında, din düşmanlığı değil, İslam düşmanlığı yapıldığının kanısına vardım. Yüzyıllar boyu cami olarak kullanılmış olan ve tarihimizin, şeref noktasını temsil eden bu ibadethaneyi, Yunan Ortodoksluğunun arzularına boyun eğerek müze haline getirmek, İslam’a değil Hıristiyanlığa biat etmekten başka bir şey değildir! Başkasının dinini kendi dinimize tercihtir!
Şunu bilhassa belirtmek istiyorum; Yunan’dan çekinerek Ayasofya’yı İslam ibadetine açmaktan kaçınmak Türkiye’nin egemenlik ve bağımsızlığı üzerinde Yunanistan’a ipotek hakkı tanımak demektir. Ne zaman Ayasofya söz konusu olsa, Yunanistan hemen sesini yükseltmekte ve bizlerde bu sese kulak vermekteyiz.
Yunanistan bu hakkı nereden almaktadır? Hangi milletlerarası anlaşma Yunanistan’a Ayasofya hakkında konuşma yetkisini vermektedir? Yunanistan’ın bu yetkiyi nereden bulduğunu biz söyleyelim.
Türk hükümetlerinin şimdiye kadar gösterdikleri pısırıklıktan. Hükümetlerimizin, bu konuyu kendisinin tamamen bir iç işi, bir dahili meselesi sayıp, cesaretli bir adım atamamasından.
Yunanistan’a artık şunu anlatmamız gerekir ki, Fener Patrikliğinin İstanbul’da bulunması dahi hiçbir anlaşmaya dayanamayıp sadece Türkiye’nin lütfünden kaynaklanmaktadır. Fakat Patrikhane dahi Türkiye üzerinde bir ipotek olarak kullanılmaktadır!
Kanser, tümör gibi gittikçe tehlikeli bir durum almakta olan bu gidişe, artık bir dur demek gerekir!
Bu konuda atılacak ilk adım da, Ayasofya’yı ibadete açmaktır. İslam ibadetine yalnız bu caminin isminin değiştirilmesi gerekir. Hıristiyan ismi ile cami olmaz!
Bu caminin ismi mesela Fetih Camii olabilir. Çünkü; Ayasofya’nın cami yapılması, fethin bir sembolü ve İstanbul’un İslamlaşmasının ilk büyük adımıdır.
Zaten Ayasofya’nın camileşmesi İstanbul’un fethini sembolize ettiği içindir ki, Yunanlı da fethin intikamını canlı tutmak amacı ile Ayasofya isminin muhafazasına ve cami olarak kullanılmasını engellemek suretiyle kilise vasfının devam ettirilmesine çalışmaktadır.
Ayasofya onlar için Megalo İdea’nın en büyük temsilcisidir. Yunanlı için Ayasofya adının muhafazası ve İslam ibadetine kapalı tutulması, fethin inkârı, fethin tanınmamasıdır.
Onlar için Ayasofya’nın aynen muhafazası, İstanbul’un Bizanslığının en büyük delilidir. Dolayısıyla, bir cami olarak Ayasofya’nın isminin değiştirilmesi, Yunanlının bu ümidine öldürücü bir darbe olacak, üstelik kangren olmuş bir yarayı da kesip atacaktır.