Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Ayasofya ile ilgili aktüel haberin özeti şudur: 2004`te kurulan ve vakıf, tarihi eser ve çevre hizmetini kendine dert edinen bir dernek, 1934`te mahiyeti muğlak bir Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye çevrilen Ayasofya Camiinin ibadete açılması için bazı teşebbüslerde bulunuyor. İlk teşebbüs, Başbakanlık makamına yapılıyor. Başbakanlık, yapılan müracaatı hiç kaale almıyor ve müsbet–menfi herhangi bir cevap da vermiyor. İkinci müracaat ise, Danıştay`a yapılıyor. Danıştay 10. Dairesindeki beş üyeden dördü, mabedin ibadete açılması talebini `davanın durumu ve uyuşmazlığın niteliğine göre İdari Yargılama Yasasında öngörülen şartların bu aşamada gerçekleşmediği` gerekçesiyle reddediyor. Bir üye ise, farklı yönde oy kullanıyor. Ayasofya`nın ibadete çevrilmesi talebini farklı şekilde değerlendiren bu üye, konuyla ilgili olarak ayrıca şu açıklamada bulunuyor: `Dava, Bakanlar Kurulu Kararının yürürlüğe girmesinden 70 yıl sonra açıldığından, bu davanın süre yönünden reddedilmesi gerekiyor.`
* * *
Bu arada, konuyla ilgili gerekli bazı teknik bilgileri vererek devam edelim. Fethin sembolü olan Ayasofya, Sultan Mehmed Fatih tarafından kiliseden camiye çevrildikten sonra, bu tarihi mabed için bir vakfiye hazırlattı. Bu vakfiyeye göre, `Ayasofya kıyamete kadar cami olarak kalmalı; kim bunu değiştirmeye kalkarsa, Allâh`ın, peygamberlerin, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olmalı` denilmiş. Bu vakfiyedeki hiddetli, şiddetli vasiyete rağmen, Ayasofya Camii, 24 Kasım 1934`te alındığı söylenen bir Bakanlar Kurulu Kararıyla müzeye çevrilmiş. Mahiyeti meçhul ve muammalı kararın fiiliyata geçirilmesi ise, 1 Şubat 1935`te gerçekleşir. Mabedin müzeye çevrilmesi kararı, öyle anlaşılıyor ki, yazılı değil, şifahidir. Yani, sözde bir karardır. Çünkü, Ayasofya, resmi olarak hiçbir zaman cami olmaktan çıkartılmadı ve halen de kağıt üzerinde camidir burası. Ayrıca, imam kadrosu da var. Mahmut Toptaş Hoca, bu kadrodan emekli oldu. Ayasofya`nın geniş ana mekanı cami hüviyetinden çıkartılmış olduğundan, caminin kadrolu imamları, binanın ön (kıble) tarafındaki yarı müstakil Hünkar Mahfili kısmında namazları kıldırıyor.
* * *
Ayasofya davası, öyle kolayca anlatılacak ve anlaşılacak bir mesele değildir. Dolayısıyla, herhangi bir derneğin veya vakfın şuraya buraya yapacağı müracaatlarla, yahut açacağı hukuki davalarla, Ayasofya`yı tekrar ibadete açtırabilmesi, çok uzak ve çok zayıf bir ihtimaldir. Yapılan bu tarz teşebbüslerle, konu sadece bir kez daha gündeme geliyor, o kadar. Bunun ötesinde farklı veya sürpriz bir gelişme beklenilmemeli. Zira, meselenin halli, hukukilikten ziyade siyasidir. Güçlü ve kararlı bir siyasi irade sağlanamadığı sürece, Ayasofya`nın ibadete açılabilmesi kabil görünmüyor. Bu mabedin cami olmaktan çıkartılarak, gayr-ı resmi ve gayr-i kanuni olarak müze haline dönüştürülmesi nasıl dine muhalif bir siyasi dayatmayla mümkün hale geldiyse, tekrar camiye çevrilmesi de, ancak dine en azından saygılı bir siyasi irade kuvvetiyle mümkün olabilir.
* * *
Hasılı, Ayasofya, 29 Mayıs 1453 tarihinden bu yana resmen camidir. 1934`te şifahi olarak alınan Bakanlar Kurulu Kararı şaibeli olduğu kadar, tartışmalıdır da. Zira, böyle mühim bir mesele için, Meclis kararı gerekiyor, hukuki müeyyide gerekiyor. Kanuna, hukuka dayanmayan, hatta yazılı hale bile getirilemeyen bir muammalı kararla, koca İstanbul fethinin sembolü gölgelenmemeliydi. Ama, ne acıdır ki, bu sembol mabed, fethin sahiplerini dilhun edercesine gölgelenmiş durumda. Ayasofya`nın cami olarak yeniden hürriyetine kavuşabilmesi için, dine saygılı muktedir bir iktidara ihtiyaç var. Üstad Bediüzzaman, böylesine hayırlı bir hizmeti Demokratların iktidarından talep ediyor. Risale-i Nur`un resmi serbestiyetini temin eden ve Ezan- Muhammediyeyi asliyetine çeviren dindar ve dine hürmetkar Demokratlardan... Yakın zaman için fazla ümitlenmemek gerek; ancak, bir zaman gelecek, inşaAllâh Ayasofya da Demokratların eliyle ibadete açılmış olacak.