Ayasofya,Hristiyanlaştırılmış Roma devrinde bazilika tarzında bir kilise ve Doğu Roma imparatorluğu zamanında ise yeniden inşa edilmiş en büyük kilisedir. Büyük Kilise olarak 25 Aralık 537'de açılışından İstanbul'un fethine kadar 915 sene 5 ay 5 gün kilise, fetihden yani 29 Mayıs 1453'den 24 Kasım 1934'e kadar 481 yıl 5 ay 16 gün cami, bu tarihten itibaren müze olarak kullanılagelmiş; tam 1396 sene 10 ay 21 gün iki ayrı semavi dine ibadetgah,mabed olmuştur.
Sadece pek çok tarihi olaya sahne Justinianus'un tahtını tehlikeye soktu. İmparator yenilgiyi kabul edip kaçmayı planlarken, bu tehlike Justinianus'un hanımı Theodora ve komutan Belisarios'un mahareti ile bastırılır. 18 Ocak'ta ihtilal kanlı bir şekilde bastırıldı. 35.000 insan bu ihtilalde öldü. Bu rakamın 35-40 bin arasında olduğu da söylenmektedir.
Hipodrom denilen şimdiki Sultan Ahmed meydanında on binlerce kişiyi öldürerek tahtını ve canını kurtaran justinianus, buna rağmen tarihe kanlı bir hükümdar olarak geçmedi. Ayasofya'nın imarı ve diğer kiliselere verdiği önem dolayısıyla adı kan ve zulüm ile anılmaktan kurtuldu.
*** 29 Mayıs 1453 salı günü fetih gerçekleşir ve böylece Hristiyanlık aleminin en uğursuz günü SALI sendromu başlar.Üzücü olan şey ise bizden olduğunu söyleyen boş kafalarında salı gününü kendilerine uğursuz saylamalarıdır... Man kafa,boş kafa ve tın kafa...
İstanbul'un fethinden sonra ilk cuma namazı kilise den çevrilme Ayasofya camiinde kılınır. Fatih Sultan Mehmet han Ayasofya için külliye inşa ettirip giderlerinin karşılanması için özel vakıflar açar...
Ulu hakan belki de sonradan yaşanacakları bilmiş olmalı ki Meşhur Bedduasını okur. Bu kısım tamamen ayrı bir konu.
Lakin Ayasofya Camiinin nasıl oldu da Bir anda karar alınarak Müzeye çevrildiği hala bir muammadır ve esrarını korumaktadır.
Kurulan heyette sekiz Türk yanında birde Alman Erkhard Ungar da bulunmaktadır. Alman caminin tamamen ibadete kapatılması teklifine karşı çıkar ve kendi fikrini 'mabed kısmının açık kalması şartıyla müzeye çevrilmesi gerektiğini' söylemiştir.
Çok daha garip ve enteresan olan şey ise İbadethane olmaktan çıkarılıp müzeye çevrilmesine onay veren karar da Mustafa Kemal Atatürk'ün imzasının kendisine ait olup olmadığı konusudur.
Zira yarın ki yazımda teferruatlı anlatacağım konu üzerine birde imza resimleri karşılaştırıldığında farklılık göze açıkca çarpmaktadır.
Yarın ki yazımda görüşmek ümidiyle ...
Sevgi ve Hürmetlerimle....
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız