Batılılar,1071’den bu yana daima Müslüman Türklerin geleceği ile yakındanilgilendi. Müslüman Türklerin geleceğini yok etmek için siyasi,iktisadi ve teknik birçok arayışın içerisinde oldular. Birinci CihanHarbinde “kesin yenemedikleri” ve İstiklal Harbinde Anadolu’dakitopraklarından kovuldukları, Müslüman Türklerin geleceği ile bugün deilgilenmeye devam ediyorlar.
Geçtiğimiz hafta bir grup gencinAyasofya’da namaz kılması ile bu ilginin en yakın örneklerinden birinedaha şahit olduk. Başta İtalya olmak üzere, Avrupa’daki gazete ve haberajansları tarafından manşete çıkarıldı. Fransa Basın Ajansı (AFP)gençlerin Ayasofya’da kıldıkları namaz için “İstanbul kilisesinde Papaziyaretine protesto” manşetini kullanırken, İngiliz Reuters HaberAjansı “Bizans kilisesinde namaz”, La Repubblica gazetesi “İstanbul'daAyasofya işgal edildi”, Avvenire gazetesi ise “Ayasofya'ya saldırıpüskürtüldü” manşetiyle okurlarının karşısına çıktılar. Batılıbasın-yayın organlarının bu manşetleri; hıristiyan dünyasının,İstanbul’un fethinden sonra, yaşadığı büyük travmanın bilinçaltlarınaetkisinden başak bir şey değildir.
Batılıların, “Ayasofya işgaledildi” cümlesi yabana atılmadan, önemle üzerinde durulması gereken birsöylemdir. Daha dün ayrılmaya mecbur bırakıldığımız topraklarda“işgalci” olduğumuzu söyleyenler, bugün de Ayasofya için aynı şeyisöylüyorlar. Yarın İstanbul ve Anadolu’da da, “işgalci” olduğumuzumanşetlerine taşımayacaklarını kim garanti edebilir?
NiccoloMachiavelli, “Türkler zor ele geçirilir; ama bir kere ele geçirildilermi elde tutulurlar” diyordu. Machiavelli’nin “ele geçirmek” derken kastettiği şey ise; Temmuz 1098’de Antakya’da Müslüman Türklere karşısavaşa katılan bir papazın günlüğündeki “Kesin yenildikleri zaman”cümlesiyle cevap buluyor. Bu iki cümle yan yana getirildiğinde karşıyaolduğumuz “tehlike” çok daha iyi anlaşılacaktır. Peki, bu tehlikeyerağmen, Fatih neden “soruna” temelden bir “çözüm” getirmedi? Mesela,neden Ayasofya’yı yıkıp yerine daha ihtişamlı bir cami inşa ettirmedi?Neden Fatih Camii’ni henüz tamamlanmamış olan Havariler kilisesininüzerine imar ettirdi?
Fetihten sonra Fatih’in önünde iki seçenekvardı: Ya şehri tamamen ortadan kaldırıp her şeye sıfırdanbaşlayacaktı, ya da şehrin mevcut yapısını koruyarak eksik parçalarını;anlam ve vicdanını ilave edecekti. Fatih ikinci seçeneği; eksiklerigidererek bütünlüğü sağlamayı seçti. Bu seçim, fethi işgalden ayırantemel nokta olan, süreklilik; geçmişin temelleri üzerine geleceğininşasını mümkün kılmak demekti.
Ayasofya’ya fetihten sonra ilaveedilen minareleri kaldırarak bakarsanız, görebileceğiniz tek şeyşehirdeki diğer yapılardan daha büyük bir taş yığını olacaktır. Bununfazlasıyla farkında olan Fatih, Ayasofya’nın mevcut halini muhafazaederek; tarihin ve geçmiş kültürün anlaşılmasını sağlamıştır. İlaveettirdiği minarelerle de, kendi yerini ve nasıl bir gelecekplanladığını net bir şekilde ifade etmiştir.
Fatih, Ayasofya’yaminareleri ekletirken, Ayasofya kadar önemli bir tepede, inşasıtamamlanmamış olan Havariler Kilisenin temelleri üzerine Fatih Camii’niyaptırmıştır. Bunu yaptırırken tek amacı aslında çok net bir mesajvermekti. O bütün Peygamberlerin bir öncekinin devamı; hikmetlerinintamamlayıcısı olduğunu çok iyi biliyordu. Nasıl ki Efendimiz (s.a.v)kendisinden önce gelen İsa (a.s)’ın devamı ise; kilisenin devamınınCami; Constantinapol’ün devamının da İstanbul [İslambol] olduğunu birkez daha anlatmak istiyordu.
Konu Ayasofya olduğunda, üzerindedurulması gereken bir başka husus da; Fatih’in vakfiyesi ve fethinsembolü olan caminin ancak belli bir kısmında namaz kılınabiliyorolmasıdır. Bu noktada, Türk-İslam düşüncesi denildiğinde ilk akla gelenisimlerden olan, İsmail Kara’ya kulak vermemiz gerekiyor.
İsmailKara bir röportajında: “Cumhuriyeti kuran kadro, Tanzimat aydınlarıgibi uluslararası şartlar dolayısı ile vermek zorunda kaldıklarınıtekrar geri alabileceklerine inanıyordu, bunu düşünüyordu. Osmanlılarıson dönem tarihi ve Cumhuriyet tarihi bu inancı giderek daha fazlazayıflatarak cereyan etti. Yani bugün Türkiye’nin diyelim ki, toprakolarak verdiklerini geri alma diye bir söylemi var mı? Yok. Dolayısıyladini-kültürel anlamda verdiklerini geri almak diye bir söylemi de yok.Mesela ben kesinlikle Ayasofya’nın bile-isteye, güle oynaya müzeyapıldığını düşünmüyorum. Kesinlikle böyle değil. Ama bugün diyebilirmisiniz ki “Cumhuriyeti kuran kadro Ayasofya’yı mecburiyetlerkarşısında müze yaptı; dolayısıyla tekrar camiye çevirmesi fikrinicanlı tutalım.” Hayır.
Ayasofya’nın imam kadrosu hiçbir zaman iptaledilmemiştir; o gün bugün kadrolu imamı vardır. “Kadro ne güne duruyor”sorusu sorulmaz mı?” diyordu. İşte, asıl sorulması gereken sorubunlardır: “Ayasofya’nın imam kadrosu ne güne duruyor?” ve neden “FenerRum Patrikhanesi çevresi minaresiz Ayasofya çizimlerini sitelerinerahatlıkla koyarken, AB meclis üyeleri Ayasofya’nın kilise olmasınıtalep ederken, Türkiye “burası cami olsun” diyemiyor?”