Yazar: Rıza Zelyut
Türkler; İstanbul'u fethettiklerinde şehir çöküntü halindeydi. Bu çökmek üzere olan eserlerden birisi de bugün bütün görkemiyle ayakta olan Ayasofya idi. Şehrin ele geçirildiği gün bu kilisenin halini Fatih'in yanındaki tarihçi Tursun (Dursun) Bey şöyle anlatıyor:
'Sultan, feth ettiği kalenin caddelerini, sokaklarını seyr ederek Ayasofya adı verilen kiliseyi görmeyi arzuladı. Beldelerde misli hasıl olmayan o Ayasofya ki, Kayzer'in devleti gibi harabe olmuş ve ülkede ona taş koyacak bir mimar kalmamış. Ondan mamur bir kubbe kalmış olup kemerler, taklar ve sütunlar üzerinde ve güzel sanat eserleri ile müzeyyendir. (...) Cihan padişahı (...) binanın her tarafını dolaşıp kubbeye çıktı. Binanın harap vaziyetini görüp hakikatına vakıf oldu, geri kalan teferruatla uğraşmadı. (...) Karıştıran Süleyman bey ki, -alim ve seçkin bir beydir- İstanbul'a vali tayin olunup şehrin imarı ona ısmarlandı.'
Acaba içimizdeki AB'ciler; Türk fethinin yarattığı canlanmayı anlayabiliyorlar mı?
Çocuk tiyatrosu gibi
İstanbul'u fethederek dünyaya modern çağın kapılarını biz Türkler açtık. Fethi kutlamak için bu sene yapılan şenlikler de çocuk tiyatrosu gibiydi. Ne asker askerdi ne Fatih o Fatih... Sultan Mehmet şehri ele geçirdiğinde 21 yaşındaydı... Bre cahiller öyle şalvarlı cepkenli asker mi olur? Savaşa giden erler, en azından hafif zırhlarla kendilerini koruyacak bir donanım içinde olurlar.
İstanbul Belediyesi'nin gösterisinin metnini yazanlara hatırlatayım da biraz Fethi anlatan eski tarihleri okusunlar. Oralardan alıntı yapsınlar. Kof kahramanlık cümleleri yerine olağanüstü savaş taktiklerini anlayıp anlatmaya çalışsınlar.
Bir de hatırlatma: Geçenlerde yazdım. Ne yaptınız Fatih Sultan Mehmet'in o toplarını?
Ve bizim gazeteler, televizyonlar! Neden fethi anlatan haberler, yorumlar yok? Yoksa Hıristiyan dünyasını üzmemek için mi böyle büyük bir olayı görmezden geliyorsunuz?
Çöken İstanbul'u Türkler yükseltti
Yazar: Rıza Zelyut
Türkler İstanbul'uele geçirdiklerinde Bizans İmparatorluğu'na yüz yıllarca başkentlikyapmış olan bu şehir artık çökmek üzereydi. Fatih Sultan Mehmet'in ogünlerde yanında bulunan tarihçi Tursun Bey, Tarih-i Ebulfeth isimli eserinde bakın o günün İstanbul'unu nasıl anlatıyor:
'Sultan-ıEbul Feth ( Fatih Sultan Mehmet) (...) İstanbul'a ibretle baktı. Açıkçagördü ki; suyu, havası, dağı, yolu ve sahrası pek güzeldir. Ama emininsanlar ile dolu olmadığından (...) nazenin bir dilberin zülfününperçemleri gibi karışık ve perişan kalmıştı. Sultanın gönlünden birmuhabbet koptu ki, 'onu kendisine taht edine.' Böylece tamirinde vebayındır olmasında acele edildi, ihtimam gösterilmesi emr olundu.(Karıştıran Süleyman Bey ilk vali olarak atandı)
Evvela, vezirlerine, alimlerine ve kullarına ilan etti ki; 'Bundan böyle tahtım İstanbul'dur' Ve bunun tasdiki ve tekidi için,
'İki kıtaya iki denize bakan yar' dizesini kullandı.
Kendiistirahati ve hareminin ikameti için, saraylar ve köşkler tertip etti.Buralara emin ve dindar hocalar ve muhafızlar tayin etti.
Bazı yerleri divan ve taht için ayırdı. Bir tarafı da av sahası tayin edip içini çok çeşitli av hayvanları ile doldurdu.
Vebuyurdu ki: 'Her kim kendi arzusu ile gelip keferenin boş ve sahipsizev ve arazisine sahip olursa tuttuğu evi ve kendi mülküdür'.
Bununüzerine zengin ve yoksul her taraftan dökülüp geldiler. Evler vesaraylar tuttular. Ayrıca bir fermanla da her şehirden ve hermemleketten şöhret bulmuş bir miktar hoca getirdi. Sultan, hallerinemünasip evler ihsan etti ve kendi mülkleri kıldı. Şehirde büyükbedestenler, çarşılar pazar yerleri ve kervansaraylar yaptırdı.
SU YOLLARI AÇILDI
İhtiyaçolan yiyecek sayısız gemilerle denizden ve arabalarla karadan akıpgeldi. Ama su sıkıntısının giderilmesinde inceden inceye araştırmayapılmasını buyurdu. Meğer ki, İstanbul'a eskimamurluk devrinde, altı yedi günlük yoldan su getirilirmiş. Eski suyolları bulundu ki, dağları delip geçirmişler, zemine müvazi derelerdentaklar ve kemerler vasıtası ile nehirler akıtmışlar. Fakat bütün bueserler bakımsızlık ve tabiatın tesiri ile harap olmuş.
Sultanbunların imarı için, bilgin mühendis ve ustalar getirtip göçmüştaklarını, kaybolmuş yollarını tamir ve yeniletti. Bu arada yollarüzerinde nice sular bulunup yola döküldü ve çoşkun bir nehir halindebütün yayla suları şehre getirildi. Getirilen bu su saraylara hamamlarave mahallelere taksim edildi. Ayrıca müsaid yerde bir kemerde kırkçeşme yaptırdı.
Ve o yerde Ayasofya şahanesi suretinde bir ulu cami inşa etti ki, Ayasofya Camii sanatının hepsini bünyesinde toplamış fazlası var eksiği yoktur.
Butamir işlerinden ve yeni imar faaliyetlerinden sonra ferman buyurdu ki;kendi saltanatı ve ikameti için yeni bir saray inşa edile...
Galata mukabilinde, Kostantiniye kalesi zaviyesinde, Eyüb-el-Ensari Hazretlerimezarına ve iskeleye ve Tophane'ye ve Haliç'in tamamına bakar karaya vedenize müteallik şerefli bir yer seçti. Arap ve Acemden ve Rumdanmimarlar ve mühendisler getirtip az müddet içinde, o boş ve gönül açanmakam üzerinde, güzel sanat eserleri ile müzeyyen bir yüce sarayyapıldı. Her köşkü ve kasrı gönül alıcı olup ab-ı hızır ve nehr-ikevser ondan revan olur.
Kalbe ferahlık veren, bumuhteşem saraya bir sur çektirdi. Turki ve Frengi usulünde üçgen vedaire şeklinde kulelerle ve dergah ve kupalarla bir güzel kaleyaptırdı. Kalenin suru ile saray duvarının arasını bağ, bostan, bahçeve gülistan eyledi. Yer yer çeşmeler, havuzlar, sohbetgahlar ilesüslendi.
Padişah, ümera ve vüzerasına dahi, şehrin tamirve imarında geri kalmamalarını buyurdu. Onlar da medreseler, camiler veimaratler yaptılar.
(...) Kılıçla feth ettiği küffarillerinden ,savaşta esir düşenleri getirip İstanbul'un civarınayerleştirdi. Köyler ve ziraat alanları vücuda getirdi. Öyle ki boş yerkalmayıp her taraf şenlendi. Her vadi ve düzlük zümrütten bir parçaşeklini gösterdi.'
Şimdi lütfen bir, 21 yaşındaki birpadişahın (Sultan Fatih) yaptığı bu muazzam bayındırlık hareketinebakın bir de o sultanın cennete çevirdiği İstanbul'a, onun günümüzdeki torunlarının yaptığına bakın... Onun ormanını (Fatih Ormanları) bile yağmalatıyorlar...
Rıza Zelyut
Fatih'in bu topunu ne yaptınız?
Bugün İstanbul'un fetih günü... 21 yaşındaki Türk kağanı Fatih SultanMehmet'in komutasındaki ordu, Batı Kapısı'ndan (Top Kapısı) İstanbul'agirmiş; şehri teslim almıştı. Böylece; Hıristiyan dünyasının en önemlişehri Türkler tarafından ele geçirilmişti. 1453 tarihindeki bu olay,Hıristiyan dünyası için en kara gün idi. Bu yüzdendir ki Avrupalılar,1453'ü uğursuz yıl; 1453 rakamının toplamı olan 13 sayısını da uğursuzsayı kabul ettiler. Ne gariptir ki Türkler ve Müslümanlar için bu kutlusayıyı, şimdilerde bilmeden bizimkiler de uğursuz sayı gibi görüyor.
Atalarımızınİstanbul'u fethetmesi insanlık tarihinde geri Orta Çağ'ın kapanmasınayol açan dünya çapında bir olaydır. Halbuki bu büyük fethi bugün işgalgibi göstermeye uğraşan şaşkınlar var. Fetih çağı ile işgal çağını bileayıramayanları bir kıyıya bırakalım... Hıristiyan dünyası da İstanbul'ueski Bizans başkenti Konstantinopolis'e çevirmek için çabalıyorlar.Heybeliada'da Rum Papaz Okulu açılması için direnmenin bir sebebi debu. Fener Rum Patrikliğini ayrı bir güce dönüşterme çabaları da buradankaynaklanıyor. Öyle ki Fatih Sultan Mehmet'in şehri fethetmektekullandığı o meşhur top bile Topkapı önünden kaldırıldı. Belki gençlerbilmezler ama; Türk ordusunun şehrin surlarını dövdüğü toplardan ikisi;yakın zamanlara kadar Topkapı'da; yolun iki yanında duruyordu. 15senedir İstanbul'u yöneten ve Osmanlılıkla da övünen belediyebaşkanlarına soruyorum: Büyük padişahımız Sultan Mehmet'in o topunukim, neden kaldırdı ve ne yaptı?
Birkaç gündür o 560 yıllık topları arıyorum ama ne olduğunu bilen yok.
Yoksa; hurdacıya verip erittirdiler mi?
DURSUN BEY TARİHİNDEN
Fetihtebüyük topların kullanıldığını o günleri yaşayan Osmanlı tarihçilerindenTursun (Dursun) Bey yazıyor. Onun Tarih-i Ebulfeth isimli kitabındanbirkaç paragraf aktarıyorum:
'(Sultan Mehmet) 1453 baharındaaskerine yeni elbiseler, zırhlar giydirdi ki, temaşasından sefalarsürüldü. Topları ejderha misali ateş saçan toplar ki, her birinin taşıElburuz dağına dokunsa birazını havaya birazını da deryaya salar. Busıfatlı topları yayalara çektirdi. Ve fermanı gereğince gemilerGelibolu'da hazır oldu. Bu sıfatlı gemiler deniz leventleri ve silah veyarağla donatıp, kendi karadan, gemiler bahrden menzil menzil yürüdü.İstanbul üzerine konacağı gün dünyaya hakim hükümdar tavrı ileaskerlerini saf ve tertip ve alay etti. Asker kaleye karşı bir sel gibiaktı. Kös ve tabl ve nay (boru) sedası feleği inletti. Toprağınıgöklere savurdu. Ve nice ceng azmanı pehlivan, Kostantiniye kalesikapusuna kılıç vurmak için at sıçrattılar.
GEMİLER KARADAN YÜRÜTÜLDÜ
Limantarafı tamamen kapalı olup o taraftan kafire hücum mümkün olmadığıpadişahının hatırından çıkmıyor ve canını sıkmaktan geri kalmıyordu. Busıkıntının def'i için emr etti ki: 'Kadırgalar ve faik kayıklardan birnicesini Galata kalesi ensesinden, Boğaz denizinden karadan çektiripliman denizine (Haliç) salalar!' Böylece muhasara tamam kılınıp,düşmanın endişesine, tefrikine (birbirlerine düşmalarına) sebep ola.
Bufermanla sanat-ı cereskalde (kaldıraç tekniği) mahir, mühendis ve fenadamı hazır oldu. İslam gemileri bayraklarla bezenip yelkenleriaçtılar. Galata kalesi ensesinden havada yürüttüler. Belki uçurdular.Bu heybetle götürüp mükemmel silahla liman denizine saldılar. Denizüzerinde gemiden muhkem köprü yaptırıp, denizden kaleye yol buldular.
Kaleüç taraftan kuşatılıp, toplar ve mancınıklarla dövüldü ki, her toptaşı, hisarı aşıp şehre zelzele salar ve gök gürültüsü gibi velvelebırakırdı. Kale ehli gazilerin bu hücumlarına dayanır, mukavemettesebat edip İslam ordusunu oyalamakta büyük gayret sarfederlerdi.'
Bu satırları yazan kişi; kuşatmada bulunan ve Sultan Mehmet'in Ayasofya'ya girişinde ona rehberlik yapan birisidir.
İşteşehrin ele geçirilişinde yer alan bu tanığın açıkça yazdığı gibigemiler karadan yürütülerek Haliç'e indiriliyor. İçimizden çıkan bazıTürk düşmanları ise bu olağanüstü savaş taktiğini karalamak içingemilerin karadan yürütülmesini uydurulmuş bir iddia olarak göstermeyeçalışıyorlar.
Yukarıda adını verdiğim temel kaynağı bile okumadan fetih hakkında yazı yazanların perişanlığını sanırım anlamışsınızdır.


