Mimar Sinan'ın 'Hatıralar'ını Türkçeleştiren Prof.Suphi Saatçi: Sinan'ın Avrupalıların söylediği gibi bir Ayasofya kompleksi yoktu, olsaydı onu tamir etmezdi.
ELİF YILDIZ / İSTANBUL,yenisafak.com.tr
Adı, Ay'da bir kratere verildi, 450'li yıldır ayakta kalan eserleri ile İstanbul başta olmak üzere bir çok şehre damgasını vurdu, Ayasofya'yı ayakta tuttu... Kimden mi bahsediyoruz? Tabii ki Koca Mimar Sinan'dan. Onun kıymetinin layıkıyla anlaşılamadığını düşünen Prof. Dr. Suphi Saatçi, onu tanıtmak ve değerini hatırlatmak için yıllardır mücadele veriyor. Uzun uğraşlar sonucu ulaştığı Sinan'ın kendi hatıralarını anlattığı Tezkiretü'l Bünyan isimli kitabını günümüz Türkçesine çevirerek "Bir Osmanlı Mucizesi Mimar Sinan" ismi ile yayınlayan Saatçi ile, kitabı, Mimar Sinan ve kent mimarisi üzerine konuştuk.
DRİNA KÖPRÜSÜ'NE ESİN OLDU
Teknolojinin sağladığı kolaylığa rağmen bugünün mimarları Mimar Sinan'a yetişemediler, diyen Saatçi, O'nun kendi dönemi içinde değerinin bilinmediğini söylüyor ve şöyle yakınıyor: Döneminde de göze batmamış, gözden kaçmış biri. Yazlılı Kaynaklar ondan 100 yıl sonra bahsetmeye başlamış.Günümüzde de kıymeti bilinmiyor. O'nun sıradan eserlerinden olan Vişengrad'da Sokullu Mehmet Paşa için yaptığı köprü, Andiç'in Nobel ödül alacağı eseri Drina Köprüsü'ne esin olmuş. Bizim aydınlarımız ve yazarlarımız büyük bir değerbilmezlik içindeler. Avrupa'nın böyle kültür değerleri olsaydı dünyayı birbirine katardı. Yüzyıllardır elimizde tek bir örnek var. "Yahya Kemal'in 'Süleymaniye'de Bayram Sabahı' şiiri...
AYASOFYA'YI AYAKTA TUTAN SİNAN'DIR
Avrupalı bilim adamlarının da, Sinan'ı görmezden geldiğini söyleyen Saatçi, ona karşı Ayasofya'yı öne çıkarma tutumu içine girdiklerini ve yanıldıklarını belirtiyor.
"Osmanlı'nın Ayasofya ile hesaplaşması Beyazıt Camii ile bitmiştir. Kaldı ki bugün Ayasofya'yı ayakta tutan Sinan'ın esere yaptığı restorasyondur. Kubbesi de sorunludur. Sinan'ın Ayasofya'ya karşı bir kompleksi olsa, oranının yıkılmasını önlemezdi. O herkes görsün ve mukayese etsin istedi... Hatta, restorsyon sırasında Bizans'a ait resimleri tahrip etmeden büyük bir duyarlılıkla üzerini kapattı ve resimleri bu güne taşıdı.
MASONLAR SAHİPLENDİ
Saatçi, "Sinan'ın etnik kökeni Türk değildi, devşirmeydi ondan başarılı oldu. Aslı Rum'dur." gibi söylentilere karşı o dönem Rumeli'den değil Anadolu'dan devşirme alındığının altını çiziyor ve ekliyor: Kökenini aramanın ne faydası var? Onun eserleri o derece Türk ki...
Mimar Sinan'ın mason olduğu iddiasıyla O'nun adını kullanan Mason derneklerine tepkili olan Saatçi şunları söylüyor: "O dinine ve devletine bağlı fevkalade müteddeyyin, Allâh korkusu yaşayan birisiydi. Çok mazbuttu. Hatıralarında da dört halifeyi sürekli öven bir tavır içinde. Onun masonlarla alakası olduğunu düşünmek doğru değildir. Hayatta olsaydı, mahkemeye müracaat ederdi bu durumda. Masonlar bence onun yokluğunda yararlandılar. Biz de onun verasetini sahiplensek ve mahkemeye başvurursak belki hak bile kazanabiliriz."
Mevlana'dan esinlendik diye yutturuyorlar
"İstanbul'un özelliği yüksek gökdelenleri değil, tarihi dokusudur." diyerek İstanbul'un silüetini değiştiren yapıları eleştiriyor Saatçi ve bu eleştiriyi İslam felsefesi ile destekliyor: "Dini mimari dışında gösterişli bina yapmamız doğru değil. Osmanlı öncesi İslam medeniyetinde ve Osmanlı'da böyle yapılar yok. Kıtalara hakim olmuş Osmanlı'nın sarayları bile mütevazi. Şimdilerde, bazı gökdelen projeleri önümüze sürülüyor. Bu projeler estetik değil. Hatta bir projeninin Mevlana felsefesinden esinlendiği söyleniyor, yutturulmaya çalışılıyor.
Sinan hariç tüm mimarlar yüksek
"O en son ve en mükemmel kubbeyi yaptı. Ve daha iyisi yok demedi. Daha iyisini Allâh bilir dedi. Onun bu tavrı İslam'da dogma olmadığını gösterir. Daha iyisi olabilir. Çünkü sınırsız kudrette bir yaratıcı var" diyerek Sinan'ın yeteneklerine rağmen alçak gönüllü biri olduğunu belirten Saatçi, günümüz mimarlarına da göndermelerde bulunuyor: Mimar Sinan'a layık bir toplum olamadık. Aklıma Can Yücel'in mimarların yüksek lisans yapınca yüksek mimar ünvanı almaları üzerine yazdığı bir şiiri geldi:
"Bütün mimarlar yüksek oldu ey Sinan! Bir sen kaldın alçak...."
Mimar Sinan hakkındaki en önemli kaynak
Suphi Saatçi'nin "Bir Osmanlı Mucizesi/ Mimar Sinan" ismiyle günümüz Türkçesinde yayınladığı "Hatıralar", Mimar Sinan'ın isteği üzerine Sâî Mustafa Çelebi tarafından kaleme alınmış. Eserde, Sinan'ın mimarbaşı olmadan önceki hayatı özet olarak verildikten sonra, herkeste hayranlık uyandıran 6 önemli eserin yapılışı hikâye ediliyor. Saatçi, Ötüken Yayıncılık aracılığı ile okuyucuya sunduğu kitabının Mimar Sinan hakkında elimizde bulunan en önemli kaynak olduğunu ifade ediyor.