Ah… Mahzun Ayasofya ah... Yine üzerinde türlü oyunlar oynanıyor. Boğaz’a, Haliç’e, Marmara’ya bakan minarelerin de sessiz bir hüzün, onbir milyon nüfuslu İstanbul’da sen yalnız, kimsesiz, sahipsiz durmaktasın. Her ne kadar yurdumun gündeminde değilsen de, gündemimiz çok dolu. Biz, ‘Atatürk şehit mi değil mi?’ tartışmalarını yapıyoruz. Gamze Özçelik’e yapılanları tartışıyoruz. Ama sen gündemimizde yoksun. Benediktus’un Papa olması, yakın tarihimizde görülmedik bir tantanayla ilan edildi. Daha sonra Almanya ziyaretinde de hayli tantana yapılmıştı. ‘Dinlerarası diyaloğun’ tartışıldığı günümüzde bunun anlamı ne acaba?
Ayasofya önce tamirat ve onarım tezgahıyla müzeye çevrilmişti.(1935) Şimdi de tekrar kiliseye çevrilmesinin ön hazırlıklarına mı başlandı acaba? Evet, Papa Benediktus Ayasofya’da dua etmeyi istiyormuş, Türkiye’ye geldiğinde!.. Dinlararası diyalog, yeni dünya düzeni diye diye dinsel semboller, kimlikler, kurumlar yeniden devreye mi giriyor? Seni elimizden alacaklar mı acaba Ayasofya’m...
Duvarlarındaki Allâh(c.c. ) ve Resulullah (s.a.v. ) isimlerini indirdik, minarelerinden göklere uzanan şehadetlerini kestik, iç sıvalarını kazıyıp Bizans devrine ait mozaikleri ortaya çıkarıyoruz. Hilal’den ziyade salibin faziletlerini ilan ediyoruz yaptıklarımızla. Daha sonra da seni Ayasofya’m; Batı dünyasına hediye etmeye hazırlanıyoruz, sinsi planların sonucunda. Ama bu hediyeyi verenler de alanlar da Allâh (c.c. ) indinde hor ve zelildirler. Sultan Fatih’in bedduasına mazhar olacaklardır. Biliyoruz ki, İstanbul’u fethetmeye gelen Hz.Eyyüb el-Ensari ve onlarca İstanbul’da yatan sahabinin ruhları incinmektedir. Merhum Necip Fazıl’ın ‘Ne yaptınız kutsal emaneti?’ dediğini duyar gibiyim.
Evet, benim bilet almadan giremediğim, içinde ibadet edemediğim fethin sembolü Ayasofya’ma , ileriki zamanlarda Papa Benediktus dua etmeye geliyor, bilet alır mı bilinmez, ama açıkça görünen bilinen bir şey var ki bir oyunun son sahneleri gösterime giriyor. Ayağımızın altından bir şeyler kayıyor. Ruhban okulu, Ekümeniklik , Ayasofya’da dua, her halde bu oyunun perdeleri olsa gerek. Ayasofya’yı sessizliğe terkeden milletim, sen biraz daha uyu.