Önce kiliseydi, ardından cami, sonra da müze... Tarihinin yanı sıra AB yolunda kritik bir öneme de sahip Ayasofya. Bir yanda Müslümanlar, diğer yanda Hıristiyanlar ibadet yeri için birbiriyle çekişiyor. Fakat Ayasofya'da şu an 'de facto' olarak ibadet yapılıyor.
916 yıl kilise, 481 yıl cami ve de 1935 yılından bu yana da müze olarak tarihi önemini koruyan Ayasofya Müzesi'nin içinde halen ibadete açık bir cami olduğunu biliyor musunuz? Ne cami ne de kilise olarak resmi bir kimliğe kavuşamayan Ayasofya, aslında 'de facto' olarak Müslümanların ibadet yeri halen. Müslümanlar ve Hıristiyanlar için kutsal bir savaşın sembolü olan Ayasofya'nın kaderi, Türkiye'nin Avrupa Birliği yolunda nasıl bir sonla bitecek, işte yanıtı müphem, tarihi bir soru bu...
Müslümanların "Vermeyiz" dediği, Hıristiyanların "Bize aittir" iddiasında bulunduğu, paylaşılamayan Ayasofya, fiili olarak Müslümanlar tarafından kullanılıyor şu an. Ayasofya'nın, müze olmasından bu yana, ilk toplu namaz kılınması, yani cami olarak kullanılması 1979'da gerçekleşiyor. İhtilalin hemen sonrasında kapatılıyor. Ta ki 1990 yılına kadar. 14 yıldır da Ayasofya'nın ibadet yeri bölümünde Cuma dahil beş vakit namaz, cemaatle kılınıyor. Devletin atadığı bir de resmi imam var.
Hünkar Mahfili'ne giden yol
Ayasofya'nın Topkapı Sarayı girişinde yer alan, eskiden padişahların giriş yolu olarak kullandığı kapıdan girilen cami için, aslında küçük bir mescit demek daha doğru olur. Tepesinde her an dökülebilir, ciddi bakım isteyen bir Osmanlı kitabesinin bulunduğu kapıdan girildiğinde, hemen cami olarak kullanılan alana giriyorsunuz. Solda küçük aptes almak için kullanılan bir şadırvan bölümü var. Büyük tahta kapının hemen girişinde, sağda üç basamaklı eğreti duran tahtadan bir minber, hemen yanında imamın namaz kıldırdığı ahşap küçük bir mihrap. Camide topu topu 100 kişi namaz kılabiliyor.
Padişahların Hünkar Mahfili'ne geçtikleri yol aslında burası. Arkada rutubetten boyaları dökülmüş Ayasofya'ya açılan bir kapının bulunduğu bölüm... Padişah şu an namaz kılınan yerde devlet adamlarıyla birlikte oturur, kahvesini içermiş. Ardından namaz kılacağı, kendisi için özel yapılan güvenlikli Hünkar Mahfili'ne geçermiş. Zaten içerideki kitabelerde de padişaha ait bir bölüm olduğu anlaşılıyor.
Turistik Cuma namazı
Ramazan ayının ilk Cuma'sını biz de tartışmalı, paylaşılamayan Ayasofya'da kılalım dedik. Bürokratik izin işlemlerinin ardından Ayasofya'da namaz kılmanın anlamını yerinde gözlemlemeye koyulduk. Cuma namazlarındaki rutin namaz öncesi vaaz yoktu. Namaz vaktine 10 dakika kala padişahın girdiği büyük kapı, imam tarafından açılıyor. İmam ezana kadar Kuran okuyor. Zaten ezanla birlikte cami dolmaya başladı. Çoğunluğu memur, öğrenci ve çevre esnafından oluşan cemaatte, Ramazan'ın ilk haftası 100 kişi bile yoktu. Muhtemelen Cuma namazı için çevredeki Sultanahmet Camii gibi daha büyük ve merkezi camiler tercih ediliyor. Bu arada İslam'da, Cuma namazı için, merkezi, büyük cemaatlerin toplandığı camilerde Cuma namazının kılınmasının daha makbul olduğu gibi bir inanç var. Ayasofya'nın ibadete açık tutulması, Türk devletinin siyasi tavrını gösterir gibi... Bir de Ayasofya'da namaz kılmanın turistik bir önemi var. Ramazan'ın ilk Cuma'sının turistik bir namaza dönüştüğünü söylemek herhalde abartı olmaz. Çünkü namaz kılarken içeriye turistlerin girmesi, yanlışlıkla cemaatin namaz kıldığı alanda gezinmeleri Cuma namazı atmosferine aykırı anlardı.
Hutbenin konusu oruç
İmam Hakkı Aydemir'in Cuma hutbesindeki konusu doğal olarak oruçtu. Yememek ve içmemek temelli oruç mantalitesine imam farklı bir boyut daha getiriyordu: "Her uzvun oruç tutması."
Ele, dile, bele, göze, ağza, kısacası her insan organına sahip çıkmak gerektiği şeklinde sözlerini de burada not düşmek yeterli sanırım.
Devletin atadığı imam
Ayasofya İmamı Hakkı Aydemir'le biraz sohbet ediyoruz. Altı yıldır Ayasofya Camii'nin imamı. 38 yıllık imam. 1966'dan beri İstanbul'un değişik camilerinde görev yapmış. Ayasofya Camii'nin tek devlet görevlisi. Çünkü müezzin olarak bilinen görevli yok. İmam Aydemir, "Fatih'in gölgesinde, burada görev yapmaktan dolayı çok mutluyum. Benim için büyük bir anlamı var" sözleriyle durumunu değerlendiriyor. Ayasofya'nın AB süreciyle birlikte kiliseye dönme ihtimaline karşı, bu konuda yorum yapamayacağını, burada bir görevi olduğunu, bu konunun devletin bileceği bir iş olduğunu söyleyerek, ürkek bir yanıt veriyor. Vakit namazlarında çoğunlukla yabancılar geliyormuş. Turistik önemi de buradan geliyor bir anlamda. Cuma namazlarında cemaatin çoğunluğu çevre esnafından oluşuyormuş.
Namazdaki ünlü isim
Ramazan'ın ilk Cuma'sında ünlü bir isimle karşılaşıyoruz. İslami kesimin sıra dışı entelektüellerinden Mehmet Şevket Eygi. Cami çıkışında yolunu çeviriyoruz.
-Hocam Allâh kabul etsin. Cuma namazlarına hep Ayasofya'ya mı gelirsiniz?
-Evet.
-Neden?
-Çünkü evim buraya çok yakın. Bir de Cuma namazları hızlı kılınıyor.
-Ayasofya'nın önemi nedir hocam?
-Eskiden padişah Cuma namazı kılmaya geldiği vakit buradan girer, kahve içer devlet adamlarıyla beraber, sonra içeriden Hünkar Mahfili denilen yere geçermiş.
-Peki hocam AB'ye girme şartı, Ayasofya'nın kilise yapılmasına bağlanırsa ne olur?
-Türkiye AB'ye girince Ayasofya'nın ya cami yapılması lazım ya da kilise. Tabii o tercih Türkiye'yi idare edenlerin.
Mehmet Şevket Eygi, Ayasofya'nın ibadet edilen bölümündeki giriş kapısının üzerinde bulunan kitabenin bakımsızlığına işaret ediyor. Ciddi bir bakım istediğinin altını çiziyor ve kimsenin ilgilenmediğinden şikâyet ediyor. Cami çıkışında cemaatle bir iki kelam etmek istiyoruz. Önce bir polis memuru yanımıza yaklaşıyor.
- Ağabey namaz kılarken bizi çektiniz. Aman kullanmayın, başımıza dert almayalım.
- Cuma namazı kılmak yasak mı? Neden çekiniyorsunuz?
- Yok ağabey, Türkiye burası. Ne olmaz, ne olmaz...
Konuşmak istediğimiz birçok kişi memur. Açıkçası pek yanaşmıyorlar bize. Hızla camiden uzaklaşıp belli ki görev yerlerine gidiyorlar. Bir iki gençle muhabbet ediyoruz:
-Ayasofya kilise olursa, tepkiniz ne olur?
-Ağabey ayaklanma çıkar. Olamaz öyle şey. Sahipsiz değil Ayasofya.
Türkiye küçük bir bölümünü ibadet yeri olarak kullansa da, Ayasofya meselesi Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesi kadar zor, çetrefilli bir durum arz ediyor. Ayasofya cami mi olur, yoksa kilise mi bilinmez; ama bu mesele yeni bir savaşa gebe gibi duruyor.
____________
Tutkun AKBAŞ
Fotoğraf: Engin IRIZ
Tempo Dergisi


