“Eğer Trabzon ile de tüm dinlere açık, hoşgörülü bir il mesajı verecekse bunun elbette Müslümanlar için önemli olan bir ibadethanenin ibadete açılmasıyla da desteklenmesi ve pekiştirilmesi gerekir” diyor Trabzon halkı.
Bugün 88 yıl sonra Trabzon’un Maçka ilçesinde bulunan tarihi Sümela Manastırı’nda bir günlüğüne ayin yapıldı.
Yavuz Sultan Selim'in Trabzon’da ki şehzadeliği sırasında iki büyük şamdan buraya hediye ettiği, Fatih Sultan Mehmet, II. Murat, I. Selim, II. Selim, III. Murat, İbrahim, IV. Mehmet, II. Süleyman ve III. Ahmet'in de fermanlarının bulunduğu Sümela Manastırı 15 Ağustos 2010’u unutmayacaktır.
Hıristiyanlıkta “Meryem Ana'nın göğe yükseliş günü” olarak kabul edilen bu günde düzenlenen ayini, Fener Rum Patriği Dimitri Bartholomeos yönetti.
Manastırın bir günlüğüne dahi olsa ibate açılmış olması elbette önemsenmesi gereken bir durumdur. Neticede ülkemiz ibadete kapalı mekânlar cennetidir.
İster din özgürlüğü adı altında ister din turizmi gerekçesiyle olduğunu söyleyin Sümela Manastırı’nda böyle bir uygulamaya geçmek adalet penceresinden bakıldığında zihinleri zorlayan bir durumdur.
Ayinin olumlu bakılabilecek bir değişiklik olması yanında uygulamayla ister istemez kıyaslamaya da gidildiğini göz ardı etmemek gerekir.
Konuştuğum Trabzonluların arasında Sümela Manastırı’nda bir günlük olsa da ayin yapılmasına olumlu bakanlar olduğu gibi olumsuz bakanlar da olmuştur.
Manastırdaki bir günlük ayin bilindiği gibi rahip cinayetiyle gündeme gelen Trabzon için de olumlu sayılabilecek bir mesajdır.
Ayinin aynı zamanda önemli bir şehir olan Trabzon’un bir süredir cinayetler yüzünden haksız bir şekilde karalanmasına karşı da iyi bir cevap niteliğindedir.
Ancak Trabzon, Sümela Manastırı konusunda fikir yürütürken bir şeyi daha söylüyor. Trabzon ahalisi: “Kapatıldığına dair resmi bir kayıt olmamasına rağmen tarihi Ayasofya Camisi neden ibate açılmıyor?” diye soruyor.
1648’de Trabzon’a gelen Evliya Çelebi; “Kefere asrında bina olunan Ayasofya’yı Ali Bey adındaki bir vali padişahtan izin aldıktan sonra 1538 yılında bir mahfil ve minber ilave ederek camiye çevirmiştir” der.
Sonra Ayasofya Cami, 1958-1962 yılları arasında Edinburgh Üniversitesi ve Vakıflar Genel Müdürlüğü işbirliği ile restore edilerek, 1964 yılında müzeye çevrilmiştir.
Bilindiği gibi tarihi yönü olan ibadethanelerin ibadete açık olup olmaması ihtiyaçtan çok sembolik anlamlar taşır.
Sümela Manastırının da bir günlüğüne dahi olsa ayine açılması ve çeşitli ülkelerden ayin için gelenlerin olması ancak sembolik anlamla açıklanabilir.
Bu durumda Fatih Sultan Mehmet’in aziz hatırası olarak görülebilecek olan Ayasofya Camisinin de ibadete açılması elbette çok çok önemlidir.
Trabzon halkı ağırlıklı olarak Sümela Manastırı’nı ayine açan iradedenAyasofya Camisinin de ibadete açılmasını istemektedir.
“Eğer Trabzon ile de tüm dinlere açık, hoşgörülü bir il mesajı verecekse bunun elbette Müslümanlar için önemli olan bir ibadethanenin ibadete açılmasıyla da desteklenmesi ve pekiştirilmesi gerekir” diyor Trabzon halkı.
Kendisine sağır olanın başkasından duyacağı hiçbir şey hakiki olmaz.