BBP Genel başkanı sayın Yalçın Topçu demiş ki: "Sümela ve Akdamar Kiliselerinde yapılan ayinleri memnuniyetle karşılıyoruz!" BBP Genel Başkanı Sayın Yalçın Topçu bu sözü hangi duygu ve düşüncelerle söylemiştir bilemeyiz ama benim şahsi kanaatim insan hak ve hürriyetleri çerçevesinde din ve vicdan özgürlüğü bağlamında söylemiş ve
kamuoyuna BBP'nin din ve vicdan özgürlüğü konusundaki hoşgörüsünü göstermek istemiştir. Ancak Sayın Yalçın Topçu'nun atladığı husus bu yapılanların basit bir dini ritüelden öte geri planında derin mana ve mesajlar içerdiğidir. Zira Sümela Manastırı denilince bölgede yeniden filizlendirilmeye çalışılan Pontusçuluk İdeali, Akdamar Kilisesi denilince de geçmişte yaşanılan Müslüman Türk Katliamı gelmektedir akıllara. Şimdi siz Ayasofya Camiinde Bayram Namazı talebinizi güçlendirmek için bu iki bölücü faaliyete alt yapı oluşturan girişime destek verirseniz bu işin sonunun çıkmaz sokağa girişi mukadderdir. Şu gerçeği unutmamakta fayda var; Ecdad Ayasofya'yı, fethederek aldığı İstanbul'a Türk-İslam mührünü vurduğunu cihana ilan etmek için camii yapmıştır. Ayasofya'da Kurban Bayramı Namazı kılmak için Türk'e düşman ideallerin sembolleri olan yapılarda dini ritüellere göz yummak, müsaade etmek fetih ruhuna aykırı bir haldir. En mühimi ise, Merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun Akdamar Kilisesinin restorasyonu sonrası yapılan açılış münasebeti ile yapmış olduğu açıklamadır. Bu açıklamada Merhum Muhsin Yazıcıoğlu:
"Akdamar Kilisesi sıradan bir kilise değildir. Van bölgesinde 201 bin Müslüman Türk soydaşımızın şehit edilmesini sağlamıştır. Van bölgesindeki 201 bin Müslüman Türk'ün katledilmesini sağlayan bir katliam merkezidir. Aslında kiliseden çok bir katliam yeridir. Bu açılış hem şehitlerimizin ruhunu incitecek ve milletten büyük tepki alacaktır. 15 yıl önce Azerbaycan'a giren Ermeniler, Hocalı katliamı ile büyük soykırımlar yaptı, bunun daha kanları kurumadı, çığlıkları kulaklarımızdan gitmedi.
Van yöresinde Ermeni çeteler tarafından şehit edilmiş olan 201 bin şehitlerimizin adı da hatırası da anılmıyor. Buna açıkça isyan ediyoruz. Bir tarafın mağduriyeti, yaşadığı acıları hiç görülmezken, diğer tarafta her istediklerini yapmak zorunda hissetmemiz doğru değildir.
Bir kere biz bütün dinlerin özgürce yaşamaları, yaşatılmaları taraftarıyız. Dinler arasında kin ve nefretin artmasından yana değiliz. Ama birileri bundan vazgeçmiş değil. Bir taraftan iftira ediyorlar, tahrip ediyorlar, misyonerlik faaliyetleri yapıyorlar, ama yine de el üstünde tutuluyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'nde her türlü din mensupları korkusuzca yaşamalı.
Akdamar Kilisesi'nin ibadete açılmasına karşı değiliz, biz sembolik yanından dolayı tepki gösteriyoruz. Onlarda asıl ibadete açılması için değil, sembolik yanı ile açılmasını istiyorlar. İbadete açılsın diye bir dertleri yok. Konu budur bu sembolik taraftır.
Bizim için Akdamar Kilisesi, bu bölgede katledilen şehitlerin katliam merkezi, karargâhı, plan ve programının yapıldığı bir yerdir.
Biz en acı katliamları Van ve çevresinde bu merkezden yönetilen gruplarla yaşadık." demişti.
Bize göre bu tip sembol yapılara belli tarihlerde ayin imkânı vermenin Ayasofya Camiinde Kurban Namazı Bayramı kılınmasına vesile olabileceğini zannetmek ve böyle bir talepte bulunmak saçmalıktır. Ayasofya’yı camiden müzeye çeviren irade Türkiye Cumhuriyeti Devletine aittir.
Ha keza Sümela Manastırında ve Akdamar Kilisesinde ayine izin verecek veya vermeyecek güç de Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Sümela’da ve Akdamar’da dini ayin yapmak isteyenlerin çoğu bu ülke vatandaşı olmayanlardır. Ayasofya Camiinin asli görevine döndürülmesini isteyenler ve orada Kurban Bayramı Namazını kılmayı talep edenler bu ülkenin öz evlatlarıdırlar. Şimdi hal böyle iken Gâvura Müslüman’ın verdiği bir özel izni bahane göstererek Müslüman’dan Müslüman’ca bir iş için izin istemek ve bu istenilen izni de Müslüman’ın vermemesi durumu vahim bir durumdur. Eğer biz bu camiyi Türk Milleti olarak bileğimizin hakkı ile almış isek burayı istediğimiz gibi kullanmak hakkına sahibiz. Nasıl ki Ayasofya bir zamanlar Bakanlar Kurulu kararı ile müze yapıldı ise şimdi de Bakanlar Kurulu kararı ile asli durumuna çevrilmelidir. Bunun için Sümela’da Akdamar’da ayin yapmaya izin vermeye de gerek yoktur. Birileri de bu durumu bahane edip şark kurnazlığı ile “Bak ben ne kadar akıllıyım” edalarına bürünerek Ayasofya’da Kurban Bayramı talebini ortaya atarak olmayacak bir iş için gündemi meşgul etmemelidir. Bu talep BBP İstanbul İl Başkanlığı ve Alperen Ocakları İstanbul İl temsilciliği vasıtası ile Ramazan Bayramı Namazı için yapılmıştı ve görüldü ki olmadı, olmayacak. Tekrar bu konuyu Kurban bayramı için gündeme taşımak BBP’ ye ne kazandırır? Bana göre hiçbir şey kazandırmaz. Lafı dinlenmeyen, talebi kabul görmeyen bir parti durumuna düşmekten öte hiçbir faydası olmaz.