Cum, 24/11/2006 - 09:20 — M.Mustafa UZUN cemaat.com
Asırlarca dünya’ya nizam vermiş, hak ve adaletin temsilciliğini yapmış bu güzel şehrin, İstanbul’umuzun en önemli sembollerinden Ayasofya Camisi şimdilerde büyük bir oyunun pençesinde.
Fethin sembolü ve Fatih Sultan Muhammed Hanın emaneti olan Ayasofya Camii birkaç gün sonra cahil ve saldırgan 16’ncı Benediktus’un eli ile Batı’nın asırlardır süregelen hedeflerinin bir aşaması olarak kullanılmak istenecek.
Bu asırlara sığmayan bir kindir.
Bu ziyaretin masumane bir şekilde resmedilmek istenmesini, Avrupa Birliği süreci ile ilişkilendirilmesini, “Türkiye’nin tanıtımına katkıda bulunacak, bu ziyaret vesilesi ile dünyada milyarlarca insan, medyadan Türkiye’yi modern, tarihi, kültürel ve turistik yönleri ile tanıyacak” gibi iddiaları manidar buluyoruz.
Biz bu oyunun bir parçası olmamalıyız.
Papa’nın Türkiye’ye gelişiyle Türkiye mi tanıtılacak, yoksa Bizans ve kendisini onun temsilcisi olarak gören Patrikhane mi? Türkiye nasıl tanıtılacak bu oyunda? Türkiye, Bizans’ın, Doğu Roma’nın topraklarında bir işgalci olarak mı tanıtılacak? Fener Rum Patrikhanesi, Vatikanlaşıyor mu? Bu ziyaretin altında hangi gerçekler gizleniyor? Papa, Ayasofya Caminde ayin yapmak isterse bu engellenecek mi? Aynı yerde Müslümanlarda namaz kılmak isterlerse nelerle karşılaşacaklar?
Üstelik bu kirli oyunun en önemli isimlerinden Papa 16’ncı Benediktus, doğrudan Hz. Muhammed’e ve İslam’a saldırarak yeni bir Haçlı Seferi başlatmıştır. Vatikan destekli Batı’nın Amerika’da ve Afrika’da giriştiği tarihi katliamlar bir tarafa, son birkaç yıl içinde sadece Irak’ta 655 bin kişiyi katleden kılıç medeniyeti kendi ayıbını örtmek için İslam’a saldırmaktadır. Ve o papa şimdi fethin sembolü Ayasofya’mız üzerinde oyunlar oynamaktadır.
Ayasofya Camii şimdi daha mahzun… Ayasofya Camii şimdi daha hüzünlü…
Yıllar var ki sahipsiz ve ezansız oracıkta bekleyen Ayasofya Camii şimdi büyük bir tehlikenin eşiğinde. Müslümanlar, bu oyuna karşı dirençli, dirayetli ve uyanık olmalıdır.
İşte bu yüzden Papa’nın Türkiye’ye gelişi noktasında çok duyarlı olmalıyız. Kendi değerlerimize sahip çıkmak zorundayız. Tepkimizi ortaya koyacak geniş çaplı mitingler gösterilerde düzenlemeliyiz. Kitleleri hareket ettirecek duruşlar lazım bize “Yine mi Ayasofya?” yakınmalarını, alayımsı ifadeleri bir tarafa bırakmalıyız. “Bağırmakla, çağırmakla bu işler olmaaaz” edebiyatını da bir tarafa koymalıyız bugünlük. Diğer tepkilerden daha etkin bir tepki olduğu ortadadır bunun. Yapılan diğer işlerin ve tepkilerin yanı sıra bu Pazar günü de Çağlayan’da olmalıyız. İlk tepki budur ve devamı gelmelidir. Papa, sessiz sedasız gelip, gitmemelidir. Gerekirse Ayasofya Camine Çağlayan’dan değil içinden bir selam da göndermeliyiz.
Ayasofya Camii’ne Çağlayan’dan sahip çıkmak mümkündür ve biz değerlerimize sahip çıktığımızı 26 Kasım Pazar günü Çağlayan Meydanı’nda gösterebiliriz.