Mekan: İstanbul
Mevzu Bahis: Ayasofya
Mahiyeti: Fevkalade önemli
İfade edilişi: Çalakalem.
Hitap edilen kitle: Ya eyyühen nâs
Bir edebiyat dersinde bahsi açılmış Tanpınar’dan konuşuyorduk sınıfta bizdeki aydın kitlenin hep eşikte kaldığından açılmıştı mesele, Tanpınar’ı bir ramazan mevsimi gününde Ayasofya camii’nin yanında görmüşler içeride teravih namazını kılanları imrenen yaşlı gözlerle seyrediyormuş, ama içeri girmek için can attığı halde girmemiş. O mevsimde Ayasofya da namaz kılma saadeti eline verildiği halde iki adım daha atarak girememiş velhasıl Aydın-halk kopukluğunun bir örneği olarak verilmişti bu bize fakat işin esas yönü de böyle değimliydi ?
Çok eskilere gitmeden şunun şurasında beş on yıllık gerilerde meydanlardan, afişlerde duvarlarda az rastlamadık “ zincirler kırılsın Ayasofya açılsın” haykırışlarını, sonra insanların yüreğin de bir başka hassasiyet vardı o mabet için. İki dinin mensupları içinde bir kırılma noktası idi orası, ve eğer bir çığ patlaması olacaksa bunun ilk adresi Ayasofya idi. Müslüman yürekler için orada namaz kılmak isteği çağlayan bir dere gibi engin ve coşkundur bunun ispatını yapamam çünkü herkesin gönül tahtını yoklaması bunun cevabını kendisine verecektir muhakkak. Süleymaniye de Bayram Sabahı bugün yazılmak istenseydi bu mekan artık muhayyelatta “Ayasofya da Bayram Sabahı” olurdu şüphesiz. Artık bir diriliş ve direnişin sembolü idi Ayasofya. Türk İslam mimarisinin ilhamı oldu, İslam dünyasının Bizans’a verilmiş bir emaneti idi ve Fatih bu emaneti geri almış bize teslim etmişti. İslam dünyası bu mabedi öylesine sevdi ki kıblesini Cibril a.s. kendi eli ile düzelttiğine inanıldı kimisi Hızır’ı işaret buyurdu camii üzerindeki parmak izlerinden.
Sonra olanlar oldu, Ayasofya boynu bükük mahzun kala kaldı öylece, yıllarca kapısını bir pir-i fani açsın diye. Abdest almış eller semaya açsın ellerini ve bu zincirlere vurulmuşluk bir gün son bulsun diye. Buna mukabil ehli salibin çocukları da şaşırdı bu işe sonra heveslendiler fethetmeden İstanbul’u Ayasofya’yı geri almak için nasıl da uğraşıyorlar hala görmemek için kör olmak gerek.
Ülkede –bir dönem- İslami inancı seçmiş insanlar bir araya gelirlerde ortak dertleri Ayasofya olurdu. Binlerce yürek tek ses haykırırdı “zincirler kırılsın Ayasofya açılsın” yumruklarını. Bu gün önünden her geçişimde onun hüznünden bir parçada bana sirayet eder. Utanç duvarı gibidir yüzüm, tükürülmeye layık, zira artık sadece ziyaretlik bir gezme yeridir orası artık bizim için öyle ki giriş ücretinin fahişliğinden artık sadece ehli salibin torunlarının güzergahıdır orası.
Önceleri diyorum muhafazakar İslamcı denilirdi Ayasofyacı savunanlara sonra milliyetçi damarlarda da gezerdi Ayasofya heyecanı bizim için ne fark ederdi ki ha Mescidi Aksa ha Ayasofya ikisi de esirdi bizim için. Meydanları dolduran kalabalıklarla bir gün bir Cumayı Ayasofya da kılacaktık sonra hep birlikte Kudüs’e yollanacaktık.
Ne oldu ise oldu işte er kişinin niyeti bozuldu söylenenler söylenmez konuşulmaz hatta akla hayale gelmez oldu bugün gelin Ayasofya da namaz kılalım denildiğinde alınacak cevaplar hiçte eskisi gibi olmayazaktır doğrusu:
- Aman efendim ne gerek var şimdi ortalığı toz dumana vermenin camiiyse cami işte sana karşısında güzelim Sultan Ahmet, berisinde Beyazıt, daha berilerde gel işte sana koca Fatih hepside açık Allaha şükür git namazını kıl.
- Uyanık olmak lazım efendim ne gerek var şimdi küçük bir hassasiyet için AB’yi karşımıza almaya değer mi bek ekonomide düzeldi.
-Küresel ekonomik dalgalanma gibi bir sıkıntı varken olur mu hiç yarayı kaşımak susun efendim Allah aşkına.
-Bakın ne güzel her yanımız güllük gülistanlık ne diye şimdi insanları tedirgin etmeli ki
- Hem şu kendini bilmez bir avuç serseriye de bakın gitmiş namaz kılmışlar Ayasofya da o vakitte ne namazıymış gidin evinizde kılın.
-Sümela da ayin yapılmış bu batıya bizim ne denli hoş görülü olduğumuzu gösterir ama biraz da onlar müsaade etse de bizde bi vakit namaz kılsak olmaz mı ? ( hariçten gazel)
-Bak efendi bu işler öyle ha diyince olmaz bak benim çocuklar okul kazandı okuyorlar hem dükkanda iş güç başımı kaşıyamıyorum hem bak istikrar da var..
-Ne Ayasofya’sı kardeşim illa camide kılmak zorunda değilsin ya git evinde kıl namazını
-Hem Türkiye Darül harptir Cuma kılınmaz sen kalkmış bir de Ayasofya da kılalım diyorsun
…
Hasılı sadece Ayasofya dan bize kala kala romantik söylemler kaldı. Bu gün Ayasofya açılsa korkuyorum ki dolmayacak zira biz çoktan abdestlerimizi bozmuşuz. Önce paranın kirlettiği ellerimizi yıkasak daha mı iyi olur
Zira ceddimiz Fatihin elleri hala yakamızda.
Sultan Fatih İstanbul’u alır almaz Ayasofya da üç tekbirli namaza durdu ve o gün sanki bu gününü görmüş gibi şu vebali üzerimize yükledi…
AYASOFYA VAKFİYESİ 1 HAZİRAN 1453
“İşte bu benim Ayasofya Vakfiyem, dolayısıyla kim bu Ayasofya’yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirirse, bir maddesini tebdil ederse onu iptal veya tedile koşarsa, fasit veya fasık bir teville veya herhangi bir dalavereyle
Ayasofya Camisi’nin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kastederlerse, aslını değiştirir, füruuna itiraz eder ve bunları yapanlara yol gösterirlerse ve hatta yardım ederlerse ve kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkarlar, camilikten çıkarırlar ve sahte evrak düzenleyerek, mütevellilik hakkı gibi şeyler ister yahut onu kendi batıl defterlerine kaydederler veya yalandan kendi hesaplarına geçirirlerse ifade ediyorum ki huzurunuzda, en büyük haram işlemiş ve günahları kazanmış olurlar.
Bu sebeple, bu vakfiyeyi kim değiştirirse,
Allah’ın, Peygamber’in, meleklerin, bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen LANETİ ONUN VE ONLARIN ÜZERİNE OLSUN, azapları hafiflemesin onların, haşr gününde yüzlerine bakılmasın.
Kim bunları işittikten sonra hala bu değiştirme işine devam ederse, günahı onu değiştirene ait olacaktır.
Allah’ın azabı onlaradır.
Allah işitendir, bilendir.
1 haziran 1453 Fatih Sultan Mehmed Han
Sefa Toprak
Kaynak: http://www.haberkultur.net/haberoku-3768-Ah_Ayasofya.html


