Ramazan ayını yaşadığımız şu günlerde ,yaz tatilimi geçirmek için geldiğim köyümde yazı olarak yazabileceğim konu seçeneğim çoktu.Ama internet sitelerinde gördüğüm bir haber üzerine Türkiye’de inanç özgürlüğü ve bu özgürlüğü kullanmada müslim-gayrimüslüm farkını ele almak istedim.
Gündemi takip eden herkesin bildiği gibi 15 Ağustosta Sümela Manastırı’nda Ortodoks Hristiyalar ayin düzenleyecekler.Geçen sene ilk kez düzenlenen ayinde gayrimüslüm vatandaşlarımız ve Dünyadaki Hristiyanlar Trabzon’a gelerek ayinlerini gerçekleştirdiler.
İnanç özgürlüğü açısından baktığımızda geçen seneki ayine de bu seneki ayine de söyleyecek sözümüz yok.Herkes inancını serbestçe yaşayabilmeli ,ibadetlerini ibadethanelerinde serbestçe yapabilmelidir.
Burda Sümele’da Ayin meselesine iki farklı bakış açısı ortaya çıkmıştır.Birincisi bu olaya turizm yani gelecek olan turistlerin bırakacağı dövizler ve Avrupa Birliğine şirin gözükmek amacıyla bu ayini destekleyenler ortaya çıkmıştır.Devlet yöneticilerininde bu amaçlar ile mi yoksa başka bilmediğimiz amaç için mi bu ayine izin verdi onu zaman gösterecektir.
Sümela’da ayin konusunda ortaya çıkan bir diğer görüş ise bu ayinin misyonerlik faaliyetleri kapsamında yapıldığı buraya ayin için gelenlerin asıl maksadı misyonerlik faaliyetlerdir.Zaten Ayinin yapıldığı tarihi seçerken de özellikle 15 Ağustos tarihini seçerek Trabzonun fetih tarihi olan 15 Ağustos 1461 tarihinden bir nevi intikam ,öc almak maksadı ile ayin yapmak için 15 Ağustos tarihi seçildiğidir.
Sümelada yapılacak ayin için insanların bir hafta önceden bölgemize geldiğini görmekteyiz.Ayinin yapılmasına 5 gün kala bizim köyümüze bile ziyaretçiler gelmeye onlara göre atalarının gömdüğü altınları aramaya ,saha incelemesi yapmaya bile geldiler.Geçen senelerde de köyümüze ziyarete gelen Rum vatandaşlar yanlarına aldıkları rehberler aracılıyla köyleri gezerek kazı çalışmaları yapıyorlardı.Sadece köylerde de değil yaylalara da giderek aynı çalışmaları yapıyorlardı.
Sümela Manastırı’nda yapılacak ayin ile alakalı iki farklı görüşü de sebepleri ile beraber yazmaya çalıştık.Ama benim için asıl önemli olan Gayrimüslüm vatandaşlara aktif olmayan bir kilise harabesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Ören yerinde ayin yapma izninin verilmesi .Sırf Turizm canlanması için olsun veya Avrupa birliğine verilecek bir taviz olarak da olsa böyle bir iznin verilmesi ,izin tarihi olarak da Trabzonun Fetih Tarihi olan 15 Ağustos tarihinin seçilmesi bir tahlihsizlik olarak görmekteyim.
Geçen sene Sümeleda yapılan ayin sonrasında Alperen Ocakları tarafından Ayasofya Camiinde Bayram namazı kılmak için çalışmalar başlatılmıştı.Alperen Ocakları Ayin yapmak için alınan izin prosedürlerin hepsini Ayasofyada namaz kılamak için yerine getirmesine rağmen gerekli izni Kültür ve Turizm Bakanlığından alamamış ve Bayram sabahı Ayasofya Camiinin bahçesinde Bayram namazlarını kılarak durumu protesto etmişlerdir.
Burda Kültür Bakanlığını şu soruyu sormamız gerekmektedir.Sümele Manastırı bir Ören yeri olmasına rağmen burada Ayin yapılması için Özel izin verirken Ayasofya Camiinde Bayram Namazı kılmak için izin isteyen Alperen Ocaklarına gençlerine bu izin niçin verilmemiştir?
Bu ülkede gayrimüslüm vatandaş olmak müslüman olmaktan daha ayrıcalıklı bir durum haline gelmiştir.
Son dönemde azınlık ,gayrimüslüm ,mezhep farkı gibi çeşitli sebeplerle ülkemizde taviz üstüne taviz koparan ve ülke bütünlüğünü tehlikeye sokan insanlara verilen izinler bu ülkenin birlik ve berabrliği için çalışan devleti ile milleti ile hiçbir sorunu olmayan insanlara verilmemesi büyük bir yanlıştır.
Kültür ve turizm Bakanı yapmış olduğu çifte standartın ya sebeplerini açıkça ifade eder yada aynı izni Ayasofya için de verir.