2002 yılından bu yana, ister sevelim ister sevmeyelim, ister yerelim ister övelim bizim insanlarımız iktidarda ve her seçimde biraz daha muktedir olarak girdikleri tüm seçimlerde gâlip geliyorlar. Her seçimde biraz daha güvenmek, umutvar olmak için halkımız tarafından destekleniyorlar. Görünürde halkın seçmiş olduğu iktidar, birçok sorunu çözdü ya da çözmüş gibi göründü. Ancak halk, her seferinde yeni bir umutla yeni bir heyecanla destekledikleri mevcut iktidardan aslında ne bekliyor? Elbette ki, bir sosyolog değilim lâkin bulunduğum ortamlarda, toplantılarda ve divanlarda halkın özlemleri, hasretleri ve beklentileri ile mevcut yönetimi elinde bulunduran iktidarın yaptıkları maalesef birbiriyle tam olarak örtüşmüyor.
Örneğin, halk terörün bitmesini istiyor, enflasyonun şu andaki durumdan daha da aşağı inmesini istiyor, işsizliğin yok edilmesini istiyor, halk ile devletin uzlaşmasını istiyor… Zaten iktidarların da yapmaları gereken görev bu değil midir? Peki öyleyse yapılması gereken nedir? Yapılması gereken; daha çok özgürlük, eşitlik ve adaletin tecelli ettirilmesi değil midir? 8 yıldır halkın iktidardan beklentisi nedir? Fiiliyatta çözülmesine rağmen resmiyette çözülmeyen başörtü sorunu bu ülkenin hâlâ kanayan bir yarası değil midir? İmam-Hatip'ler için konulan ve sadece meslek liseleri arasında %2 yi teşkil eden ve tüm meslek liselerini mağdur eden katsayı sorunu bu ülkenin devam eden problemleri değil midir? Çözülen toplum ve yok olan aile bu toplumun bir sorunu değil midir? Son dönemlerde boşananların sayısının, evlenenlerin oranını geçtiğini kim bilmektedir? Yapılan LYS sınavında meslek liseli ve imam hatipli olmamama rağmen soruyorum: İmam-Hatip ve meslek liseli öğrencilerin yine hakkı yenilmeyecek midir? Ve bu ülkenin başbakanı imam hatipli bir meslek lisesi mezunu değil midir? Bu sorunlar neden çözülmemiş ya da çözümü istenmemiştir. Hangi büyük engeller vardır, çözüm yolunda. Bugün yargılanamaz denilen paşaları, generalleri hatta ihtilal yapan komutanları yargılayabilen, bu gücü kendinde bulan iktidar bu sorunları çözememesini nasıl izah edebilir ki?! Şimdi gelelim asıl unutulan ya da unutturulan soruna. Fethin sembolü, hüzünle yıllardır kan ağlayan Ayasofya’ya... Ayasofya’nın ibadete açılması ile ilgili tek bir kelime edilmemiş tek bir çalışma yapılmamıştır. Tam tersine yıllarca süren ve son zamanlarda hizalandırılan restorasyon adı altında Ayasofya’nın kiliseleştirilme çabası hızla yürütülmektedir. Osmanlı döneminde tahrip edilmeden alçıyla kapatılan ve üzeri ayet yazılarak, hat ve tezhip yapılarak kapatılan tasvirler, resimler, mozaikler gün yüzüne çıkarılmakta ve büyük bir başarıymış gibi dünya kamuoyuna sunulmaktadır. Mevcut iktidarın içinde ben inanıyorum ve biliyorum ki iktidarı elinde bulunduran erkin çok değil bundan 10 yıl önce hem de Ayasofya’nın önünde bize iktidarı verin, Ayasofya’nın zincirlerini kıralım, Ayasofya’yı açalım naraları hâlâ Ayasofya’nın kubbesinde yankılanmaktadır. Acaba açmaktan kasıt kiliseleştirmek mi, idi?
Peki; "Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın!" diyen yığınlar neden 9 yıldır suskundur ya da susturulmuştur? Filistin’in sorunundan, Gazze’nin sorunundan, Suriye’nin sorunundan; Mısır, Yemen, Libya’nın sorunundan daha mı az önemdedir? Bizler dünyanın sistemini değiştirmeye kalkarken kendi iç sorunlarımızı neden unuttuk? Kendi evimizin önünü süpürmeden başkalarının evinin önünü süpürmeye kalkmak ne kadar inandırıcıdır? Şimdi soruyorum, bu yazıyı yazan ben dâhil okuyan sizler neden suskunsunuz? Yok mudur burada bizlerde bir ihmal ya da suç, neden susmaktayız? Hiç kimse kusura bakmasın, bir melek gökten inerek ne bu sorunları halledecek ne de Ayasofya’yı açacak! Bunları yapacak olanlar yine bizleriz.
Mustafa Kemal’in son nekâhet dönemlerinde belki de imzası taklit edilerek müzeye dönüştürülen Ayasofya, o günden bu güne melûl ve mahzûn, secdeye kapanan insanlarını beklemektedir. Minarelerinden çağlayacak ezan seslerine hasrettir. Görünürde hiçbir hukukî engel olmamasına rağmen, neden Fethin sembolü Fâtih'in emaneti Ayasofya hâlâ açılmamaktadır? Kendimi bildim bileli hep düşünmüşümdür. Bir gün umut etmişimdir. Bir sabahı, bir öğleyi, bir ikindi, bir akşam yahut bir yatsıyı hatta bir teravih namazını kılmak nasip olacak mı bana ve benim gibi düşünen milyonlarca Müslüman’a...
Şunu mevcut iktidar bilsin ki, Ayasofya açılmadan ne özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması ne demokrasinin önündeki engellerin kaldırılması ne de kemikleşmiş sorunların çözülmesi imkânsızdır. Kim bilir belki bir sürpriz olur, hep birlikte bu ramazanda ilk teravih namazını Fatih'in emanetinde, Fethin sembolünde kılarız…