Fâtih Sultan Mehmet Hân (k.s.) Hazretleri yazdığı vakfiyesinde Ayasoya Camii’ne geniş yer ayırmıştı. İşte, gâyesi dışında kullananlar hakkındaki o meşhur bedduâsının yer aldığı ifade aynan şöyle:
“... Mütevelli olmasından dolayı herhangi bir şey talep ederse; bunun gibi bâtıl işlere teşebbüs ederse, bâtılları amel defterinde yazılsın, yalanları hesaplarına kaydedilsin, günah-vebâl üzerlerine olsun. Ayrıca Allâh’ın, meleklerin ve insanların ve bunların hepsinin lâneti üzerlerine olsun. Lânetleri ebedî olsun. Âhirette azapları hafiflemesin, rahmet nazarıyla kendilerine bakılmasın. Bu şartları duyduktan sonra kim değiştirirse, vebâl ve günah değiştirenlerin üzerlerine olsun. Allâh hakkıyla işiten ve her şeyi en iyi bilendir.” Bu nüshanın istinsah tarihi H. 901 Zilkâde 8. [Belge, T.C. Vakıflar Baş Müdürlüğü İ. Hakkı Konyalı Vakıf Kütüphanesi arşivinden alınmıştır.]
1900’lü yılların başında, Ayasofya Câmii’nin içinde, bir Fransız tarafından, Kur’an okuyan bir Müslüman’ın fotoğrafı çekilmiş ve kartpostal olarak kullanılmıştır.
Bu Kur’an okuyan Müslüman resmi 400 yıllık Ayasofya Câmii’in Avrupalılar tarafından da “câmi” olarak benimsendiğini gösteren önemli bir belgedir. Öyle ki, bunu kartpostal olarak basmakta da bir mahzur görmemişlerdir. Ancak bundan 30 sene sonra bizdeki Avrupaperestler bu manzaraya tahammül edememiş, İstanbul’un ve fethin sembolü ve tapusu ile de Sultan Fâtih’e ait olan bu câmiyi, müzeye çevirmişlerdir. Şimdiki hâliyle ibâdete hasret bir câmi manzarası arzetmektedir.
Ayasofya’nın Hz. Fâtih’e ait olduğunu gösteren tapu senedi bir tarafa, 1936’da tanzim edilen tapu senedinde bile, Ayasofya Câmii’nin sahibinin “Ebu’l-Feth Sultan Mehmed Vakfı” olduğu belirtilmiş. “Müzeciler”in acaba söz söylemeye hakları var mı? (Kaynak: Zafer Dergisi/Eylül 1995, Sayı: 225)