İtalya'nın iki üniversitesinden ikisi profesör üç bilim insanı, Kırklareli'nin Vize ilçesinde cami olarak kullanılan Ayasofya'dan çıkarılan mimari eserler üzerinde bilimsel çalışma yapmaya başladı.
Mimar Sinan Mahallesi iç ve dış surlar arasında bulunan yapı VI. Yüzyılda Jüstinyen döneminde Dionysos mabedinin temelleri üzerine bazilika planında yapılmıştır. Ahşap çatı, taş ve tuğladan inşa edilmiş olan kilisenin üç apsisi vardır. İçerisinde üçer sütunlu, iki sütun dizisi sonraki yıllarda payelere dönüştürülmüştür. Ahşap çatı bir süre sonra yıkılmış, XII. - XIII. yüzyıllarda yerine yüksek kasnaklı bir kubbe oturtulmuştur. Kubbenin dışında kalan yerlerde tonoz örtü sistemi kullanılmış ve böylece Bizans Mimarlığında görülmeyen değişik bir plan düzeni ortaya çıkmıştır.
Artık Trakya’nın ücrası sayılan bir zamanların namlı Vize’sinde Kırım Hanı Devlet Giray’ın mezarını ararken karşımıza bir “Ayasofya” daha çıktı... Malûm Ayasofya, Küçük Ayasofya, Trabzon Ayasofya’sı, Enez Ayasofya’sı ve nihayet Vize Ayasofya’sı...
İSTANBUL - Güvenilir bir kaynaktan aldığımız habere göre, Kırklareli’nin Vize kazasında Kırım Hanları’na ait mezarlar varmış. Sırf bu duyumla yetinip, hiçbir ön araştırma yapmadan bir arkadaşla yola koyulduk, bugün Istranca Dağları’nın eteklerinde adı sanı unutulmuş küçücük bir kasaba olan Vize’ye vardık. Bir kahve çardağının gölgesinde yaşlı amcalara “Kırım Hanları’nın mezarlığı varmış, acaba nerede” diye sorduk. Birden ortam gerildi, bizi defineci sandılar, kem-küm etmeye başladılar. Trakya’da ne kadar boştagezer varsa hepsi defineci kesilmiş, ahali de jandarma da bıkmış usanmış bu serserilerden. “Hayır, defineci değiliz” dedikse de inandıramadık. İçlerinden biri, “Sofular köyüne gelmeden sol tarafta makilik içinde bir mezarlık var” dedi ve sonra ekledi; “aman sakın oraya gitmeyin”, çünkü jandarma pusu kurmuş, geleni geçeni yakalayıp içeri atıyormuş.